Gez, Ye, İç http://gezyeic.com Gezi Blogu Mon, 20 Nov 2017 17:52:25 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.9.1 Mutlu Yıllar http://gezyeic.com/2016/12/mutlu-yillar.html http://gezyeic.com/2016/12/mutlu-yillar.html#respond Sat, 31 Dec 2016 12:28:03 +0000 http://gezyeic.com/?p=38301 http://gezyeic.com/2016/12/mutlu-yillar.html/feed 0 The Bay Beach Club Fethiye http://gezyeic.com/2016/06/the-bay-beach-club-fethiye.html http://gezyeic.com/2016/06/the-bay-beach-club-fethiye.html#respond Sun, 19 Jun 2016 21:11:56 +0000 http://gezyeic.com/?p=38291

The Bay Beach Club; türü dünyada az bulunan Sığla ( günlük ) Ormanlarıyla kaplı Günlüklü Koyunda, kendine has doğal mimarisi var.

Önce Günlük( Sığla) ağacından bahsetmek isterim. Günlük ağaçları (Sığla) ilaç ve parfüm yapımında kullanılıyor. Özellikle gündoğumu ve günbatımında koyu sarmalayan nefis koku bu ağaçlardan geliyor. Sığla ağacının 65 milyon yıldır karakterini değiştirmeden var olan yegane canlı olduğunu, Tıbbın babası Hipokratın ilaç hazırlamasında  sığla yağının vazgeçilmez şifa kaynaklarından olduğunu, Sığla ağacının dünyanın en cok oksijen üreten ağacı olduğunu belirtiliyor.

The Bay Beach otelde, Fethiye’ye 17 kilometre mesafedeki, bu günlüklük koyunda bulunuyor. Tesis, 200 dönümlük koyun, 50 dönümlük  alanında, 20 adet standard oda ve 36 adet te çeşitli tiplerdeki bungalovdan oluşuyor. Bungalovların daha fazla tercih edildiğini de söyleyebilirim.

Bu nefis koy ve otel, orman, deniz, doğa ve yeşili sevenler için görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Kumsalı, bu bölgelerde görüldüğü gibi  siyah , kahverengi küçük çakıldan oluşuyor. Denizi sığ, çocuklulara özelikle uygundur.

Tesiste her taraf çim  ve günlük ağacı, sizde bu ağaçların altında çimlerin üstünde vakit geçiriyorsunuz. Çevrenizde ise tavuklar, ördekler geziniyor. Ayrıca sincaplar da önünüzden geçerse şaşırmayın J

Nasıl Gidilir?

Köyceğiz, Fethiye D400 karayolunda  devam edereken , Göcek’i geçtikten sonra Fethiye’ye gelmeden önce Günlüklü Koyu tabelasını göreceksiniz.

Karayolu ile Dalaman Havalimanına 38 km. , Göcek şehir merkezine 10 km. Fethiye şehir merkezine ise 17 km. mesafededir.

]]>
http://gezyeic.com/2016/06/the-bay-beach-club-fethiye.html/feed 0
Gölyazı http://gezyeic.com/2016/04/golyazi.html http://gezyeic.com/2016/04/golyazi.html#respond Sat, 16 Apr 2016 14:38:24 +0000 http://gezyeic.com/?p=38256

Bugünkü gezimiz Gölyazı’ya. Gölyazı, Bursa- İzmir yolunun üzerinde bulunan Uluabat ( Apollont) Gölünün kenarında şirin bir belde. Tarihi bir belde, Apollon Kralığının merkezi olarak biliniyor.
Gölyazı’ ya nasıl gidilir? Gölyazı, Bursa’ya İzmir yolu üzerinde yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta ve yoldan Gölyazı tabelasını takip ederek içeriye 4 kilometre kadar giriliyor.
Gölyazı sokakları müsait olmadığından, otel müşterisi ve orada oturanların araçları dışında araç girişi yasak. Beldeye 2 kilometre kala, araçlar park yerine bıraklıyor ve ücretsiz otobüslerle Gölyazı’ya ulaşılıyor.
Gölyazı, göl kenarında küçük bir balıkçı beldesi. Gölden Turna, Sazan ve Yayın balıkları çıkıyor. Bu köyde kadınlar da erkekler de balıkçılık yapıyor, sokakta oturup balık ağı ören kadınlara rastlayabilirsiniz.
Gölyazı , eski adı Apolyont olan eski bir rum köyü. Gölyazı da toplam 8 küçük ada mevcut ve bunlardan en büyüğü Halilbey Adası.
Gölyazı aynı zamanda kuşlar için önemli bir adres. Yavrulama döneminde Manyas Gölü’nde konaklayan göçmen kuşlar, balık bolluğu nedeniyle beslenmek için Ulubat Gölü’ne geliyor. Bu açıdan burası da bir göçmen kuş cenneti. Zaten burada her yıl da Leylek Şenlikleri yapılıyor.
Gölyazıda görülmesi gereken yerler? ; Gölyazı çok büyük bir yer değil, gezmesi çok zaman almıyor. Köye girişte solunuzda kalan Aziz Panteleimon Kilisesi, Gölyazı Kültür Evi , Göl Yazıevi ve yaklaşık 700 yıllık Ağlayan Çınar.
Gölyazı da birşeyler yemek için iki ana seçenek var; göl kenarında ya tatlı su balığı , turna,sazan , yayın yiyeceksiniz ya da gözleme yiyeceksiniz.
Gölyazı’dan eve dönerken mutlaka, leziz köy ekmeği ve sepet peyniri almaya unutmayın..
Konaklamak için ise, Faik Bey Konağı bize göre bir numara diyebiliriz. Zaten booking.com değerlendirmesi de 7.9 .Fakat, sadece birkaç odası olduğu için mutlaka önceden rezervasyon gerekiyor.
Faik Bey Konağı , 150 yıldan fazla bir süre tarihe şahitlik etmiş, farklı din ve kültürlere ait hayatlara ev sahipliği yapmış ve bu hayatların anılarını bünyesinde barındıran bir konak. Faik Bey Konağı 1924 yılında gerçekleşen mübadele ile Rum sahiplerinden ayrılarak, Selanik’den göç eden Faik Bey yeni yuvası olmuş .
Gölyazı çeşitli yerli dizilere de ev sahipliği yapmış. Güneşi Beklerken Dizinin ilk bölümleri Bursa Gölyazı’da çekilmiş. Keza, Kara Para, Aşk’ında bazı bölümleri Gölyazı çevresinde çekilmiş. 2007 de çekilen Eksik Etek ‘in çekimleri de burada gerçekleştirilmiş.

]]>
http://gezyeic.com/2016/04/golyazi.html/feed 0
Trilye http://gezyeic.com/2016/04/trilye.html http://gezyeic.com/2016/04/trilye.html#respond Mon, 11 Apr 2016 12:31:06 +0000 http://gezyeic.com/?p=38211

Trilye, Bursanın tarih kokan beldelerinden birisi. Mudanya’dan 11 kilometrelik, denize paralel kıvrıla kıvrıla bir yoldan ulaşıyorsunuz.
Trilye, eski bir rum köyü, yeni adı ise Zeytinbağı. Son yıllarda popüler olmaya başladı.
Trilye’yi birkaç saatte gezmek mümkün. Sahildeki balık lokantalarında balık yiyebilir, kaldırım dar sokaklarında dolaşabilirsiniz. Trilye’yi tepeden seyredip çayınızı yudumlamak isterseniz, birkaç yüz metre yukarıdaki Çamlı Kahve veya Bağ Evine çıkabilirsiniz.
Trilye’de dikkatinizi çekecek tarihi yapılar arasında, eski ismi Aya Tadori olan Fatih Camii dikkatinizi çeker. Fatih Camiinin kapısında, yapım yılı Hicri 968, Miladi 1560 olarak yazılıdır. Fatih Camiinin hemen bitişiğinde, Osmanlı Hamam (Avlulu Hamam ), Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılmış. Bugün kültür merkezi olarak kullanmak için restore edilmektedir.
Trilye’nin geçim kaynağı zeytin olduğu için, her tarafta zeytin ve zeytin yağı dükkanları ile kendi ürettiği zeytinleri satan köylü kadınlarını görmek mümkün.
Trilye’de kalınacak yer olarak, iki otel dikkatimizi çekti. Biri Trilyalı Otel, diğeri Kaplan Otel.
Trilyalı Otel, Trilye sahilinde konumlanan muhteşem deniz manzarasına sahip eşsiz bir Osmanlı yalısıdır.
Kaplan Otel ise, sahile birkaç yüz metre mesafededir.

]]>
http://gezyeic.com/2016/04/trilye.html/feed 0
Birgi, Ödemiş http://gezyeic.com/2016/04/birgi-odemis-2.html http://gezyeic.com/2016/04/birgi-odemis-2.html#respond Sun, 03 Apr 2016 18:00:01 +0000 http://gezyeic.com/?p=38187

İzmir Ödemiş’i çok kişi bilir ama Ödemiş’in tarih ile içi içe olan, tam bir kültür mirası kasabası BİRGİ, yeni yeni tanınmaya başladı.
BİRGİ, İzmir’e 110 kilometre, Ödemiş merkeze 10 kiometre mesafede, Bozdağ eteklerinde tarihi bir kasaba.
14. yy da Aydınoğulları tarafından fethedilmiş, geçmişinde ise, Lidya Krallığı, Pers Egemenliği, Bergama Krallığı, Bizans imparatorluğu var. 2012 de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine eklenmiş.
Kasabada görülecek en önemli yerlerden biri, Çakıroğlu Konağı. 18 .yy da deri tüccarı Şerif Ali tarafından yaptırılmış, 1975 de kamulaştırılıp, restore edilmiş ve 1995 de müze yapılmıştır.
Konakta en dikkat çeken Şerif Ali Ağa’nın İzmir ve İstanbullu olan eşleri için yaptırmış olduğu karşılıklı odalardır. Bu odaların özelliği, eşlerinin memleket özlemi çekmemeleri için oda duvarlarına yaptırmış olduğu İstanbul ve İzmir manzaralarıdır. Ayrıca bütün odaların tavanları basık olup tavanlarda ege bölgesinde yetiştirilmiş olan bütün sebze ve meyveler ahşap boyama tekniği ile resmedilmiştir.
Çakıroğlu konağından başka görülmesi gereken diğer bir kültür mirası, Aydınoğlu Mehmet Bey Camii, diğer adıyla Ulu Camii.
Diğer görülecek yer, Sultan Şah diye anılan Ümmü Sultan Türbesidir.
Ayrıca, Aydınbeyoğullarının üçüncü hükümdarı Umur Bey’in de anıtını görebilirsin. Tüm bunların yanında, köy kahvesinde çayınızı yudumlayıp dinlenebileceğiniz, Tarihi Meydan Kahvesi köyün merkezindedir.
Birgi’de konaklamak isterseniz Cemile Sultan Butik Otel ve Saliha Hanım Taş Konak ı tercih edebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2016/04/birgi-odemis-2.html/feed 0
İliada Otel, Kazdağları http://gezyeic.com/2016/03/iliada-otel-kazdaglari.html http://gezyeic.com/2016/03/iliada-otel-kazdaglari.html#respond Tue, 01 Mar 2016 20:13:00 +0000

Kazdağları denilince hep akla Kazdağlarının Çanakkale Ayvacık tarafı akla geliyor. Halbuki, Kazdağları , Edremitten Çanakkaleye kadar uzun bir alanı kapsıyor. Bunun sebebi, doğal olarak, otellerin Yeşilyurt köyü ve yakın çevresinde yoğunlaşmış olmasıdır.

Kazdağlarının Edremit tarafında ise, tamamen doğa ile başbaşa kalabileceğiniz bir özel otel var, İliada Otel. Edremitin içinden Kalkım yönünde yaklaşık 60 km kadar sonra İliada Otele ulaşıyorsunuz.Kalkım köyüne ise 5 km mesafededir. Edremitten çıktıktan sonra tamamen çam ormanı içinde kıvrıla kıvrıla otele ulaşıyorsunuz.

İliada Otel, 18 dönüm arazi içinde 20 kadar odası ile maksimum 70 kişiye hizmet vermektedir. Yakın çevresinde başka otel vs yerleşim yok, tamamen doğa ile iç içe bir tatil geçirme imkanına sahipsiniz. Yemyeşil güzel bahçesinde dahi her an çeşitli kuş seslerini dinlemek mümkün.

İliada Otel de kendiniz bol bol doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Eğer, daha fazlasını arzu ederseniz, Nature Tours ‘un profesyonel rehberi eşliğinde 4X4 arazi araçları ile tam gün doğa içinde keşfe çıkabilirsiniz. Kazdağları üzerinde 3 adet yangın gözetleme tepesi var , ve bu tur ile bu tepelerden birine çıkıyorsunuz. Tur, 5-6 saat sürüyor, istenirse mangal keyfi de dahil edilebilir.

Bundan başka İliada Otelin yakın çevresinde kendi arabanız ile ziyaret edebileceğiniz yerler mevcut. Kalkım köyü, Aşağı Çavuş Köyü, Akçakoyun köyü gibi. Uzun bir çevre gezintisinden sonra, Aşağı Çavuş Köyü kahvesinde bir çay içip dinlenebilir, birkaç kilometre ilerde şırıl şırıl akan çay üzerinde taze alabalık yiyebilirsiniz.

Ayrıca, İliada Otel den Edremit yönünde “Gülsüm Ananın Yeri” nde, salaş olmasına rağmen, saçta Oğlak Kavurma, Otlu Gözleme ve yerel tatlılardan yiyebilirsiniz. İliada otelin, İlkbahar ve Sonbaharda doğa tatili arayanlar için iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Otel de yemekler 4 kap yemek olarak sabit menü olarak verilmekterdir.

]]>
http://gezyeic.com/2016/03/iliada-otel-kazdaglari.html/feed 0
Kumlubük Maris Hotel, Marmaris http://gezyeic.com/2014/08/kumlubuk-maris-boutique-hotel-marmaris.html http://gezyeic.com/2014/08/kumlubuk-maris-boutique-hotel-marmaris.html#comments Mon, 04 Aug 2014 14:52:00 +0000

Bu sefer rotamız Marmaris, Kumlubük. Birkaç yıl önce gene Kumlubük’de tatil yapmıştık ve Kumlubükü çok beğenmiştik. Kumlubük, Marmaris in tersine çok tenha, adından da anlaşıldığı gibi kumluk sahili olan bir koy.

Esasında Kumlubük ‘butik’ bir koy. Koyda denize sıfır iki butik otel var, Villa Florya ve Maris Butik Otel. Bir de, biraz daha içerde Dionysos Otel. Aynı koyda, Maris Otelin hemen yanında meşhur Hollandalı Ahmet olarak bilinen Kumlubükü Yacht Club var. Ayrıca Doğuş Grubu ve Eti Grubu patronlarının malikaneleri de yine bu koyda.

Kumlubük’e karadan Turunç üzerinden ulaşıldığı için ve Turunç’ un yolu da pek çok kişiye göre biraz sıkıntılı olduğu için, Kumlubükün böyle güzel kalabildiğini düşünüyorum.

Kumlubük Maris Boutique Hotel’i özel yapan, gösterişli lüks bir ortam veya mekanda özel objeler, veya zengin açık büfeler falan değil; doğa, mükemmel bir deniz, kalabalıktan uzak dingin bir tatil ortamı. Bir de otel sahibi Dursun demirtaş’ın sıcak, güleryüzlü evsahipliği…

Kumlubük Maris Boutique Hotel, 80 dönüme kurulu fakat sadece 28 odası var. Kumlubük Maris Boutique Hotel ‘in bahçesi inanılmaz yeşil, bahçede palmiyeden nar ağacına, zakkumdan begonvile kadar çeşitli ağaçlar, çiçekler var.

Bu koydaki oteller oda, kahvaltı konsepti ile çalışıyorlar. Marmaris Kumlubük Maris Boutique Hotel de oda- kahvaltı çalışıyor, fakat hemen yanında Maris Restaurant-Beach Club var. Öğle ve akşam yemeklerinizi orada yiyebiliyorsunuz. Kumlubük Maris Boutique Hotelin plajı küçük çakıl ve deniz de beş altı metreden sonra derinleşiyor. Denizin dibi tertemiz ve deniz suyu ise berrak koyu yeşil – lacivert arası. Deniz suyu sıcaklığı da ne Antalyanın denizi gibi serinletmeyen sıcaklıkta ne de Bodrumun ki gibi soğuk, yani tam kıvamında.

Kumlubük Maris Boutique Hotel’e karayolu ile ulaşım için, Marmaris İçmelerden Turunç’a gelmeniz gerekiyor, yaklaşık 14-15 km, biraz kıvrımlı. Turunç’tan gene kıvrımlı bir beş kilometrelik yol ile otele ulaşıyorsunuz. Kumlubük Maris Boutique Hotel’in eski işletme adı Serendip Select Hotel olduğu için Google Haritalar da bu isimde bulabilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2014/08/kumlubuk-maris-boutique-hotel-marmaris.html/feed 1
Kulindağ, İstanbul http://gezyeic.com/2014/05/kulindag-istanbul.html http://gezyeic.com/2014/05/kulindag-istanbul.html#respond Mon, 19 May 2014 19:19:00 +0000

İstanbul’un dibinde bir doğa parçası. Riva yakınlarında, gitmesi son derece kolay. Beykoz’dan Riva yönünde ilerlerken Mahmut Şevket Paşa köyü çıkışında, yani Kavacıktan sadece 14 kilometre uzaklıkta. Orman içinde kaybolmuş, manzarası nefes kesici.
Ormanlık bir vadi yamacında kurulmuş Dağevi (restoran) ve altı adet bungalovdan oluşuyor. Kulindağ Dağ Evi eğimli arazi üzerinde bulunduğundan, merdiven ve yüksek teraslar var. Cumartesi, Pazar ve tatil günleri hizmet veriyorlar ve mutlaka önceden rezervasyon gerekiyor. Biz hafta sonu kahvaltıya gittik, çok güzel, iddiasız bir kahvaltı. Fırından çıkan ekmek çeşitleri çok hoş. Kahvaltının en ilginci, içine çeşitli otlar ve zencefil karıştırılmış ballar idi.
Restoran dut ağaçları altında yamaçta teras şeklinde. Öğleden sonra alakart yemek servisi yapılıyor. Yemekten sonra çevrede orman içinde yürüyüş yapıp yediklerinizi eritiyorsunuz. Rehber eşliğinde dağ yürüyüşü imkanı da mevcut imiş fakat biz kendimiz gerçekleştirdik.
Niye adı Kulindağ? Çünkü babaları Trabzon Maçka’lı ve burayı aldıktan sonra hep çocukluğunun yaylası Kulindağ’a benzetirmiş. Çocukları Deniz ve İsmail babalarının hatırasına buraya Kulindağ Dağ Evi ismini vermiş. Hakikaten de dağ evi. Rehber eşliğinde dağ yürüyüşü imkanı da mevcut.

]]>
http://gezyeic.com/2014/05/kulindag-istanbul.html/feed 0
Lucky Deer, Mengen, Bolu http://gezyeic.com/2013/11/lucky-deer-mengen-bolu.html http://gezyeic.com/2013/11/lucky-deer-mengen-bolu.html#comments Sat, 02 Nov 2013 19:39:00 +0000

Bu haftasonunu sonbaharın en güzel hissedildiği Mengen çevresinde geçirmeye karar verdik. Amacımız, doğa içinde tatil, doğa yürüyüşleri, özellikle sarı, kırmızı ve kahverengine dönüşmüş yapraklar içindeki bir ormanda yürüyüşler yapmak idi.

Biz de seçimimizi Mengen’in on kilometre kadar dışındaki Lucky Deer üzerine yaptık. Lucky Deer Bolu Mengen’de Yedigöller’in güneydoğusunda yer alan çam, meşe, akağaç ve kızılcık ağaçlarının içinde, ormanın yamacında bir dağ ve çiftlik evi. En yakın yerleşim yeri olan tarihi dağ köyüne 1 km. uzaklıkta. Lucky Deer ’in 6-7 oda, genişçe bir lobi, şahane bir doğa manzaralı terası var, sahibi reklamcı olunca da, estetik dokunuşu hissedebiliyorsunuz.

Çok hoş olan lobinin tavanı karadeniz usulü ahşap tavan ile kaplı, bir köşede şömine diğer köşede kuzine, ortada büyükçe bir yemek masası, hoş ve sıcak bir ortam yaratıyor.

Lucky Deer ’e yerleştikten sonra, sahibi Hamdi Giray Bey bizi 1-2 saatlik bir doğa yürüyüşüne çıkarttı ve çevreyi tanıttı. Dönüşte ise ev yapımı kurabiyeler eşliğinde güzel bir çay bizi bekliyordu. Akşam üstü şömine başı şarap keyfi ve büyük masada topluca bol sohbetli bir akşam yemeği. Yemekten sonra ise, kuzine üstünde kızartılmış kestane eşliğinde terasta gökyüzündeki yıldızları seyretmek güzel idi. Çevrede hiçbir ışık olmadığı için gökyüzündeki yıldızları seyretmek zevkli oluyor.

Lucky Deer, sessizliği dinlemek, sonbaharın renk zenginliğine , ormanın derinliklerine dalıp gitmek, kısacası ruhunuzu dinlendirmek için ideal bir seçim… Lucky Deer ‘e ulaşmak için TEM’den Mengen’e gelip, OPET karşısından Gökçesu Caddesine girip beş kilometre sonraki Ağalar Köyü tabelasını takip ederek ulaşabilirsiniz. Navigasyon ile gitmek isterseniz, navigasyon Mengen girişindeki Babahızır mevkinden toprak yoldan getirmeye çalışır, bu nedenle Gökçesu caddesini tavsiye ederiz. Luck Deer’in geliştirmeye açık noktası olarak odalarını söyleyebiliriz.

]]>
http://gezyeic.com/2013/11/lucky-deer-mengen-bolu.html/feed 2
Aral Tatil Çiftliği ve Bozcaada http://gezyeic.com/2013/08/aral-tatil-ciftligi-ve-bozcaada.html http://gezyeic.com/2013/08/aral-tatil-ciftligi-ve-bozcaada.html#comments Tue, 20 Aug 2013 11:14:00 +0000

Vapur ile adaya yaklaşırken, insanda ilk duygu, adı gibi kendisi de çok boz yermiş oluyor. Fakat, vapurdan indiğinizde nezih bir ege adasına geldiğinizi hissediyorsunuz. Adanın ziyaretçi profili, genç ve eğitimli nezih bir kesim.
Adada otel, pansiyon tatil çiftliği gibi kalacak çok seçenek var. Biz Aral Tatil Çiftliğini tercih ettik. Aral Tatil Çiftliği, merkezden birkaç kilometre dışarıda. Aral Tatil çiftliği 150 yıllık bir geçmişe sahip, içinde 9 adet taş ev ve 14 yeni ev bulunmakta. Eski haline sadık kalınarak restore edilmiş taş evlerden bazılarını isimleri; Saman Damı, Hahya Damı, Keçi Damı, Arılık gibi.. Çiftlikte size Aral ailesinin yanında, köpekler, kediler, keçiler ev sahipliği yapıyor.Aral Tatil Çiftliği dışında, merkezdeki otel ve pansiyonlar da Ada merkezinde daha fazla vakit geçirmek , yeme içme mekanlarına yürüme mesafede olmaları açısından iyi bir alternatif.

Bozcaadanın çeşitli koyları ve bakir plajları var. Bunlardan en meşhurları; Ayazma Plajı, Akvaryum Koyu ve Habbele plajı. Fakat, adanın yeme içme tesisi, şezlong ve şemsiye olan tek bir plajı/koyu, ince çok güzel bir kuma sahip Ayazma plajıdır. Bu nedenle, özellikle haftasonları, şezlong/şemsiye bulmak imkansıza yakın oluyor. Ayrıca Ayazma plajının suyunun ciddi derece soğuk olduğunu da belirtmek lazım. Tesis olmadığı için koylardan uzun süreli denize girmek mümkün olmasa da, diğer koylardaki otellerin plajından faydalanmak da mümkün. Örneğin, Habbele da, Bertiz butik otel gibi.
Bozcaada merkezinde karşılıklı iki mahalle var, biri Türk Mahallesi, diğeri Rum Mahallesi. Rum Mahallesinde, daracık sokaklarda, küçücük mavi masalarda ege mezeleri eşliğinde deniz ürünlerinizi yiyorsunuz. Biz Simyon Restaurantı seçtik, fiyatlar makul. Rum mahallesinde dikkat çeken bir nokta, restaurantların önünden geçerken hiçbir yetkilinin, garsonun restauranta davet etmek için sizi “taciz” etmemesi. Türk mahallesinde, bunun tam tersini gördük, balık restaurantları kapıda sürekli, balık ve çeşitlerini sayıp buyur ediyorlar içeriyeYeme içme olarak, ADA cafe dikkatimizi çeken güzel yerlerden. Burada, gelincik şerbetini denemelisin. Ada cafe, merkezdeki büyük çınarın tam karşısına geliyor. Adaya gelince, Çiçek Fırından damla sakızlı kurabiye almamak da olmaz. Ayrıca, Madam Efi’nin kurabiyelerini de çınaraltında bulabilirsiniz. Yeme –içme de son olarak, mutlaka yenmesi gereken diye Çiçek Dondurmayı belirtmek isterim. 60 yıldır sadece dondurma üretiyorlar, merkezdeki çınardan kale arkasına giden yolun üzerinde küçük bir dükkanda bulabilirsiniz. En iyileri, Balbadem dondurma ve yabani incirli dondurma.Adadan dönerken götürecekleriniz arasında, Altın Yağmur zeytinyağlarının soğuk sıkması ile Corbus’dan şarap olabilir. Adada, dönerci, kebapçı, falan da görmediğimi belirtmeliyim. Merkez dışında bir pide salonunun bulunduğunu söylediler. Adada mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında ise, Bozcaada Müzesi geliyor. Bozcaada Kaymakamlığı tarafından 2006 yılında M.Hakan GÜRÜNEY’e tahsis edilen 130 yıllık binada, Bozcaada ile ilgili 45 ayrı konu başlığında 6.000 den fazla fotoğraf, belge ve obje sergilenmektedir.
Bozcaadaya, Çanakkale, Geyikli den vapur ile yaklaşık 30 dakikada ulaşabilirsiniz. Geyikli feribotlarında önceden rezervasyon olmadığı için, sıraya girip, sabah 9 akşam 12 arasında her saat kalkan feribotu beklemek durumundasınız.
]]>
http://gezyeic.com/2013/08/aral-tatil-ciftligi-ve-bozcaada.html/feed 1
Haydi Alaçatı Ot Festivaline ! http://gezyeic.com/2013/03/haydi-alacati-ot-festivaline.html http://gezyeic.com/2013/03/haydi-alacati-ot-festivaline.html#comments Sun, 31 Mar 2013 11:29:00 +0000
Alaçatı Ot Festivalinin dördüncüsü bu yıl 13-14 Nisan 2013 tarihlerinde düzenleniyor. Alaçatı doğasının zenginliğini, otlarının çeşitliliğini tanıtmak ve bu otlarla pişirilen geleneksel yemeklerinin kaybolmaması için düzenlenen festivalde iki de yarışma var.

Biri; “En Fazla Ot Çeşidini Kim Toplayacak”, diğeri ise “En Güzel Otlu Yemeği Kim Yapmış”.
Bilim adamlarından, otları çok iyi tanıyan kimselerden oluşan bir jüri, tek tek standları inceleyip , yarışmacının ot bilgisini , topladığı otun çeşidini ve kalitesini değerlendirerek ilk üçü belirliyor. Yarışma kurallarına göre birinciye bir cumhuriyet altını, ikinciye yarım, üçüncüye çeyrek cumhuriyet altını veriliyor.
İlk yıl 125 çeşit ot, ikinci yıl 137, üçüncü yıl ise 201 çeşit ot jürisi tarafından kabul edilmiş.
En güzel otlu yemek yarışması bu insanların geçmişten hatırladıkları, yeni katkılarla yarattıkları yemeklerin, sunuş, yaratıcılık ve lezzet kriterlerine göre değerlendirildiği bir yarışma.
Bütün Türkiye’ nin tanıdığı gurmelerden oluşan yemek jürisi Alaçatı camii avlusun da kurulan sofrada yerlerini alıyorlar, otlu bir yemekle yarışmaya katılan Alaçatı’lılar sıra ile jüriye yemeklerini sunuyorlar. Bu yarışmada da ilk üç dereceye girenler altınlarla ödüllendiriliyor ve her sene yarışan yemeklerin tarifleri kitap haline getirilerek bir sonraki festivalde ücretsiz olarak dağıtılıyor.
Bu yılki Festival Programı;
Tarih : 13-14 Nisan 2013
Yer : Alaçati Pazar Yeri Camii çevresi

13 Nisan
10.00 Amatör üreticilerin otlu ürün standlarının açılışı
13.00 Kortej yürüyüşünün Değirmenler altından başlayışı kasaba turu (2 saat sürmektedir)
17.00 Camii avlusunda klasik müzik konseri
18.00 Halka açık Festival resepsiyonu
20.00 Alaçatı Ot Festivali Gala Yemeği (Jüri üyeleri ve Ege mutfağını seven, tanınmış gurmelerin yaratacağı “Şevketi bostan” yemeklerinin, yemek yazarları ve basına tanıtılması)

14 Nisan
10.00 Yörenin profesyonel satıcılarının ot ve otlu ürün standlarını açmaları
11.00 Altın ödüllü yarışmaların başlama gongu “En fazla ot çeşidini kim toplamış” “En güzel otlu yemeği kim yapmış”
12.00 Alaçatı’nın tanınmış restoranlarının festival alanındaki standlarını açmaları.
Birer çeşit otlu spesiyalitelerini tadıma sunmaları.

Gün boyu devam edecek diğer aktiviteler
– Kitap dağıtımı (2012 Yarışan Yemekler Kitabı)
– Öğrencilerin yapacağı ot festivali temalı resim
– Alaçatı Bitkileri Uygulama Bahçesi tanıtımı
– Yavru hayvanlara (pet) yuva arıyoruz Ön aktiviteler
– Sergi açılışları (fotoğraf & resim sergileri)
– Alaçatı bitkileri uygulama bahçesi açılışı
– Ot Festivali Açılış Kokteyli ve basın toplantısı Diğer etkinlikler Alaçatı doğasını keşfetmek isteyenler için düzenlenmiş turlar

]]>
http://gezyeic.com/2013/03/haydi-alacati-ot-festivaline.html/feed 2
İlkbahar ve Sonbahar İçin Amasra http://gezyeic.com/2013/03/ilkbahar-ve-sonbahar-icin-amasra.html http://gezyeic.com/2013/03/ilkbahar-ve-sonbahar-icin-amasra.html#respond Wed, 27 Mar 2013 11:35:00 +0000

İnsanlar genellikle yaz aylarında birkaç haftalık tatili tercih ederken, baharlarda birkaç günlük haftasonu tatilini tercih ediyorlar. İşte Amasra da böyle bir hafta sonu tatili için uygun bir fırsat. Bu nedenle, Batı karadeniz deki bu seyahatimiz Amasra merkezli idi. Amasra’ya bize göre bir gün yeterli olacağı için dönüş yolunu biraz çeşitlendirip Safranbolu’yu da gezimize kattık.

Amasra’ya İstanbul’dan da gitseniz, Ankara’dan da gitseniz, TEM otoyolunda Yeniçağa sapağından çıkıp Mengen’e devam ediyorsunuz. Mengen’in çıkışındaki tünelden çıkar çıkmaz elli metre sağda biraz salaş bir yer var; kahvaltı için ideal. Sabah erken yola çıkıyorsanız, kahvaltıyı mutlaka burada alın deriz.

Mengen’den sonra, Devrek, Çaycuma ve Bartın’dan geçip Amasraya ulaşıyorsunuz, yaklaşık 430 km kadar güzel bir seyahat sizi bekliyor.

Amasra’da nerede kalınırın cevabı olarak; ya Amasranın dışında, Amasrayı tepeden gören otellerde kalabilirsin, örneğin Sinan Otel.Bu durumda Amasrayı gezmek için arabanız ile gelmeniz gerekir. Veya şehir merkezindeki çeşitli otellerde kalıp, hiç araba kullanmadan tüm şehri gezmek imkanı var. Şehir içinde en dikkat çeken Işıkaltın otel, 4 yıldız. Biz Işıkaltın otelde yer bulamadığımız için Kaleiçindeki Denizer Pansiyonda kaldık. Butik pansiyon diye geçiyor ama belirli bir saatten sonra çevredeki barların gürültüsünden rahatsız olmak mümkün.

Amasraya gelenler genelde balık yemeğe geliyorlar, her taraf balık lokantası. Fakat, küçük liman koyuna bakan, yani batıya bakan koyda yemenizi tavsiye ederiz. Çünkü, balığınızı yerken, güneşin batışını seyretmek çok hoş. Amasra’daki balık lokantaları arasında, en meşhuru, 1945 de açılmış Mustafa Amca’nın Yeri-Canlı Balık. Biz de burayı tercih ettik, balıkları ve Amasra salatası güzeldi.

Amasrada akşam yemeği için bu kadar çok balık lokantası olmasına karşın sabah kahvaltısı için hiç özel bir mekan yok. Kahvaltı veren birkaç yer, standard, hazır küçük ambalajlı bildik kahvaltılıkları servis ediyor, ne özel köy ekmeği, ne köy tereyağı vs..

Amasranın içini gündüz birkaç saate yürüyerek gezebilirsiniz, merkezde Barış Akarsu’nun heykelini görebilirsiniz, Çekiçiler çarşısını ağaç oyma işlerinden alabilirsiniz. Ayrıca, Amasra müzesini gezebilirsiniz, burada yakın çevreden toplanmış arkeolojik eserlerle, Geç Osmanlı dönemine ait etnografik eserleri görebilirsiniz.

Yazının başında da belirttiğim gibi, Amasrayı gezmeye bir gün yeterli gibi. Amasra dönüşünde, 10-20 km yol gidip, Küre dağları milli parkının batı kısmına girip trekking yaptık. Oradan çıktıktan sonra Bartından Safranbolu istikametine girip Safranboluyu ziyaret ettik. Bu yol çok zevkli, yolun bir kısmında kilometrelerce uzanan çınar ağaçları eşliğinde araba kullanıyorsunuz.

Safranbolu’da yemek yiyecek yer olarak; Asmazlar Konağını tercih ettik, güzeldi. Sonuç olarak, Amasra İlkbahar veya sonbahar da kısa hafta sonu seyahati için ideal bir yer.

]]>
http://gezyeic.com/2013/03/ilkbahar-ve-sonbahar-icin-amasra.html/feed 0
Yeni Yılınız Kutlu Olsun! http://gezyeic.com/2012/12/yeni-yiliniz-kutlu-olsun.html http://gezyeic.com/2012/12/yeni-yiliniz-kutlu-olsun.html#comments Sat, 29 Dec 2012 21:23:00 +0000

Bir seneyi daha keyifli anılarla ve paylaşımlarla geride bıraktık. Bu süreçte, bizi heyecanlandıran, gönlümüzü ısıtan, samimi bulduğumuz yerleri gezdik, mekanlara uğradık. Beğendiklerimizi de Gez-Ye-İç olarak sizinle paylaşmaya uğraştık. Yolculuğumuzda bizi yalnız bırakmadığınız için sizlere teşekkür eder, yeni yılda yeni maceralarda da bizimle olmanızı diliyoruz. 2013 yılı hayatınıza bol gezi, neşe, yenilik ve lezzetler getirsin. Mutluluklar dileriz.

]]>
http://gezyeic.com/2012/12/yeni-yiliniz-kutlu-olsun.html/feed 2
Ege ile Akdenizin Birleştiği Nokta:Knidos http://gezyeic.com/2012/08/ege-ile-akdenizin-birlestigi-noktaknidos.html http://gezyeic.com/2012/08/ege-ile-akdenizin-birlestigi-noktaknidos.html#comments Sun, 05 Aug 2012 17:18:00 +0000

Datça-Knidos arası 35 km, fakat yolu hakkında duyduklarımızdan dolayı, daha önceki Datça seyahatlarımızda gitmemiştik.

Bu sefer gitmek farz oldu 🙂

35 km haritada yakın gözüküyor fakat bir saatinizi alabilir. Yol yer yer çukurlarla dolu, virajlı, en önemlisi ise yamacın bir tarafı uçurum. Ayrıca, yol bazı noktalarda tek şeride düşüyor, karşıdan gelen olsa birisinin geri basması gerekecek o ortamda! . Yükseklik korkusu olanlara tavsiye edilmez, gece de sürüş riskli olabilir.

Arabayı kullanan pek çevreye bakamasa da, yolda manzara güzel, önce yeşillerin içinde gidiyorsunuz, son kilometrelerde ise muazzam deniz manzarası.

Knidos, bir örenyeri olduğu için giriş ücretli, kişi başı 8 TL. Knidos’a ulaştığınızda solda liman ve karşısında antik kent sizi karşılıyor. Limanı tepeden gören restaurantta birşeyler yiyip içmek mümkün. Deniz ise pırıl pırıl.

Ege denizi ile Akdenizin birleştiği noktadaki burunda ise deniz feneri var. Deniz fenerine ulaşmak için, o sıcakta en az yarım saat patika yolda yürümek gerekir. O yoldan sonra onu göze alan pek olmuyor. Onun yerine antik kentin tepesinden fotoğrafını çekmek tercih ediliyor.

Knidos kazılarında ele geçen en eski buluntular M.Ö.3-7 y.y. lere dayanmaktadır. Antik Knidos’un iki limanı varmış, birisi ticari diğeri askeri. Antik kent iki limana hakim olacak şekilde kurulmuş.

Knidos’un biri 20.000 diğeri 5.000 kapasiteli iki tiyatrosu var. Bunların dışında antik kentin önemli yapıları şunlardır; Dor Tapınağı, Apollon Tapınağı, Dionysos tapınağı, güneş saati, Stoa, Kliseler.

]]>
http://gezyeic.com/2012/08/ege-ile-akdenizin-birlestigi-noktaknidos.html/feed 4
Datça’nın Bükleri! http://gezyeic.com/2012/07/datcanin-bukleri.html http://gezyeic.com/2012/07/datcanin-bukleri.html#respond Tue, 31 Jul 2012 19:02:00 +0000

Datça yarımadasının hem kuzey hem de güney tarafında onlarca koy veya bük mevcut. Yarımadanın kuzeyi yani Gökova körfezine bakan kısmında yerleşim daha az, karayolu ile gitmek pek mümkün olmadığı için genelde Mavi yolculuk yapan teknelerin uğrak yerleridir. Bunlara, Değirmen Bükü, Murdala, Mersincik, Alavara, Çakal koylarını sayabiliriz.

Datça yarımadasının güneyinde ise, yani Akdenize bakan tarafta ise yanyana bükler bulunmakta, bunların bazılarına araba ile ulaşım veya Datçadan kalkan günübirlik motorlarla ulaşmak mümkün. Bunlar ise, Datça’dan batıya yani Knidos‘a doğru giderken sırasıyla, Kargı Koyu, Akvaryum Koyu, Domuzçukuru, Hayıtbükü, Ovabükü, Palamutbükü sayılabilir.

Bu büklerden üç adeti; Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü ise en fazla meşhur olanları. Biz de bu seyahatimizde bu üçünü ziyaret ettik.

Datça’dan Knidos istikametinde giderken Mesudiye tabelasından sapıp Hayıtbüküne ulaştık. Güzel, yeşil bir yolculuktu. Hayıtbükü, bu üç bükten en küçüğü. Yan yana restaurant ve pansiyonlar dizilmiş, bunların sahile koyduğu şemsiye ve şezlonglardan faydalanıyorsun. Plaj yan yana dizilmiş şezlonglarla dolu, oldukça da kalabalık. Deniz ise pırıl pırıl, çok güzel.

Hayıtbükünden çıktıktan sonra 1-2 km sonra Ovabükü geliyor, burası biraz daha büyük ve biraz daha az kalabalık. Deniz burada da çok güzel ve Datça’nın doğusundaki Gebekum’un tam aksine hiç rüzgar almıyor. Öğle yemeği olarak buradaki Elif Restaurant’ta balığımızı yiyoruz. Deniz çipurasının içini sarımsak ve defne yaprağı ile doldurup özel bir taş üzerinde uzun süre tutarak pişirilmiş, muhteşemdi, tavsiye ederiz.

Ovabükünden sonra istikametimiz, Palamutbükü. Palamutbüküne iki yoldan gidebilirsiniz, biri Datça- Knidos yolundan Yaka Köye sapıp gitmek, bu yol güzeldir. Daha evvel bu yolu kullanmıştık. Bu sefer Ovabükünden gittiğimiz için, Ovabükü-Palamutbükü arasındaki tali yolu seçtik. Bu yol çok daha kısa, fakat yol hem bozuk hem de bir taraf uçurum. Palamutbükü, diğer büklere nazaran çok kalabalık, burada da yan yana dizilmiş restaurantların şezlong ve şemsiyelerini kullanabiliyorsunuz.

Bu büklerin ortak yanı; hepsinde deniz mükemmel, pırıl pırıl, hafif serin, sahil ise hafif çakıllı. Kalacak yer olarak sadece pansiyonculuk ön planda. Ortamlar ise biraz salaş geldi bize.

]]>
http://gezyeic.com/2012/07/datcanin-bukleri.html/feed 0
Flow Datça Surf & Beach Hotel http://gezyeic.com/2012/07/flow-datca-surf-beach-hotel.html http://gezyeic.com/2012/07/flow-datca-surf-beach-hotel.html#respond Fri, 27 Jul 2012 09:03:00 +0000

Gezimizin bu durağında Datça’dayız. Datça’da konaklama için otel sayısı, Marmaris’in tam tersine çok az. Datça’da belirli seviyenin üstünde sadece üç tesis dikkatimizi çekiyor; Flow Datça Beach&Surf Otel, Club Datça Tatil Köyü ve Noa Hotels Perili Bay. Datça Büklerinde ise tamamen pansiyonculuk hakim. Biz tercihimizi Flow Datça Beach & Surf Otel olarak yaptık.

Flow Datça Beach& Surf Otel, Datça’ya 10 km kala Gebekum sahilinde, deniz kenarında bir otel. 22 dönüm üzerine kurulu sadece 38 odası mevcut, yani bol yıldızlı beton yığını, kitle turizmine hitap eden otellerden değil.

Flow Datça’da mimari olarak genelde geleneksel taş yapı, ahşap traverslerle birleştirilmiş olarak kullanılmış. Detaylara özen gösterilmiş.

Flow Datça’da iki tip oda var, biri standard diğeri ise konak odaları. Standard odalar, resim galerimizde de gördüğünüz gibi bahçede taş evlerden oluşuyor. Bu taş evlerin çevresi ise begonvillerle sarmalanmış, dış duvarlar ise güzel seramiklerle bezenmiş. Konak odaları ise, otel binasında. Konak odaları oldukça büyük, tamamen beyaz hakim, yalın, dingin bir atmosfer sunuyor. Flow Datça,’da hiçbir oda direkt deniz manzaralı değil.

Flow Datça’da uçsuz bucaksız bir deniz, sahilde saatlerce yürüyüş yapabilirsiniz. Plaj kumsal, deniz içi ise girişi taşlık. Yürüyerek girmeyi tercih ediyorsanız, deniz ayakkabısı iyi olabilir.

Flow Datça sakin, koşuşturmasız, gürültüsüz dingin bir tatil için ideal bir yer. Uzun kumsalda, yakın çevrede başka otel vs. yok. Bu kadar uzun kumsalda, sizden başka birkaç aile oluyor. Keza, havuz çevresi de son derece sakin. Kalabalık otellerde sık sık görülen, boş şemsiye, şezlong bulma problemi ise hiç yok burada.

Surf deyince, Datça’nın adı Alaçatı ile birlikte anıldığı için, rüzgar var, sabahları daha makul olsa da öğleden sonra oldukça esiyor. Tabii, surfçüler için ideal. Tüm gün surf yapma imkanı var. Ayrıca, rüzgar kıyıya paralel estiği için, rüzgarda dahi deniz de büyük dalga olmuyor, bu da hem surf yapmayı hem de gidiş dönüşleri kolaylaştırıyor.

Flow Datça ‘da yeme içme ise, çok özel gelmedi bize, yani bu konuda beklentiyi yüksek tutmamak gerekir gibi. Tabii, bu konu biraz sübjektiftir, kişiye göre değişir..

Flow Datça’ya ulaşım ise, Marmaris’den çıktıktan sonra yaklaşık 1 saatlik bir güzel araba yolculuğu ile ulaşıyorsunuz. Artık Datça yolu eskisi gibi değil, yeni yapılan yol sayesinde çok rahat ve çam ormanı manzaralı 50-60km lik bir seyahat ediyorsunuz. İsterseniz, Datça’ya Bodrum’dan feribotla da 1 saat 45 dakikalık bir yolculukla da ulaşabiliyorsunuz. Bodrum ‘dan biri sabah diğeri akşam üstü iki sefer mevcut.

Datça’da çevre gezileri nelerdir diye sorarsanız, Datçanın çevresindeki bükler yani koylara tekne turları mevcut. Otelde bunların rezervasyonuna yardımcı olabiliyor. Bunun dışında, korunmuş bir mimariye sahip daracık sokaklarda taş evlerin olduğu Eski Datça‘yı gezebilirsiniz. Araba ile gitmek için de çok meşhur üç bük var, oralara gidilebilir. Onun dışında, Ege denizi ile Akdeniz’n birleştiği noktadaki, antik şehir Knidos‘a gidilebilir.

]]>
http://gezyeic.com/2012/07/flow-datca-surf-beach-hotel.html/feed 0
Antik Cafe Bar- Eski Datça http://gezyeic.com/2012/07/antik-cafe-bar-eski-datca.html http://gezyeic.com/2012/07/antik-cafe-bar-eski-datca.html#comments Wed, 18 Jul 2012 18:48:00 +0000

Eski Datça‘da nerde yenilir, nerde içilir derseniz, bizim tavsiyemiz kesinlikle Antik Cafe Bar olur.

1987 den beri Eski Datça‘da olan Antik Cafe, Büyük şehirden kaçan bir çiftin mekanı. Antik Cafe, taş duvarlarından begonviller sarkan yemyeşil bir avluya sahip.

Huzurlu bir ortamda kahvaltıdan akşama yemeğine kadar leziz yemekler bulabileceğiniz gibi, 3 yıl bekletilmiş ev yapımı likörleri de tadabilirsiniz. Özellikle, yanında alkolde yatmış yaban mersinleri ile sunulan yaban mersini likörünü tatmalısınız.

Akşamları da canlı müzik yapıldığını da eklemem lazım.

]]>
http://gezyeic.com/2012/07/antik-cafe-bar-eski-datca.html/feed 1
Eski Datça’da Bir Gün! http://gezyeic.com/2012/07/eski-datcada-bir-gun.html http://gezyeic.com/2012/07/eski-datcada-bir-gun.html#comments Sun, 15 Jul 2012 16:50:00 +0000

Türkiyenin tam güney batısında, yani Ege denizi ile Akdeniz’in birleştiği noktadaki Datça, Egenin diğer sahil kasabaları kadar turizm ile iç içe olmamıştır. Bunun en büyük sebebi, Datça- Marmaris Arasındaki yolun durumudur herhalde. Marmaris- Datça arasındaki 68km lik kıvrıla kıvrıla ve tırmanarak ilerleyen yol, yakın zaman kadar, Türkiye’nin en sıkıntılı yolları arasındaydı. Geceleri minibüsler falan işlemezdi. Belki de bu sayede, Datça, fazla bozulmadan kalabilmiş.

Son yıllarda, yol genişletme çalışmaları sonucu artık, çok rahat ve zevkli bir yolculuk yapma imkanınız var.

Deniz kenarında yerleşim olan Datça’nın, yani Yeni Datça’nın bir mahallesi olan Eski Datça ise, tam anlamıyla korunmuş mimariye sahip görünmeye değer bir belde.

Bir önceki gelişimize göre çok daha güzel bulduk Eski Datçayı , nerdeyse bütün evler restore edilip turizme kazandırılmış.

Eski Datça, dar sokaklara sahip, bu sokaklarda evlerin çoğu avlulu, alçak taş bahçe duvarlarından ise rengarenk begonviller sarkıyor.

Eski Datça’nın evlerde kullanılan taşı, Alaçatı ve Assos’dakilerden daha farklı. Alaçatı da taşlar siyah iken burada, daha açık renk ve üzerinde, sarı kırmızı damarlar mevcut, bu da daha hoş ve sıcak bir görüntü veriyor.

Eski Datça sokaklarında dikkat çeken diğer bir nokta ise, avlu kapılarının güzelliği. Restore edilmiş bu taş binalar, pansiyon, cafe, bar ve sanat evleri olarak hizmet vermekte.

Eski Datça sokaklarındaki tezgahlarda, köy kadınlarının yaptığı yöresel el işlerinden alabilirsiniz, veya sanat evleri/ atölyelerden daha özgün gümüş, seramik çalışmalar satın alabilirsiniz.

Eski Datça’nın sokaklarında yorulduğunuzda ise, canınız çay içmek isterse, meydandaki köy kahvesinde içebilirsiniz. Veya sokaklardaki cafe lerde ev yapımı limonata içebilirsiniz. Daha özel birşeyler içmek isterseniz, Antik Cafe‘nin avlusunda Yaban Mersini likörünü yudumlayabilirsiniz. Ayrıca, Antik Cafe‘de akşamları da canlı müzik yapılmaktadır

Eski Datça deyince, neredeyse Eski Datça’yı Türkiye’ye tanıtan Can Yücel’i de unutmamak lazım. Can Yücel, burada müze evi bulunmaktadır, fakat sadece ölüm yıldönümünde ziyarete açılmaktadır.

]]>
http://gezyeic.com/2012/07/eski-datcada-bir-gun.html/feed 1
Urla Balık Lokantaları http://gezyeic.com/2012/05/urla-balik-lokantalari.html http://gezyeic.com/2012/05/urla-balik-lokantalari.html#respond Fri, 18 May 2012 19:53:00 +0000

Çeşme gezimizde deniz ürünleri yemek için Urla’yı tercih ettik. Hedefimizde, daha evvel hakkında güzel beğeniler duyduğumuz Urla iskeledeki Yengeç Restaurant vardı. Fakat, Yengeç Restaurant’ın masa sayısı az olduğu için haftasonu rezervasyonsuz yer bulmak imkansız.

Bizde, Yengeç’in iki ötesindeki Alsancak Sakız Restaurant – Ege Akdeniz ve Girit Mutfağını tercih ettik. Sakız Restaurant, İzmir Alsancak Sakız’ın bir şubesi imiş. Sakız Restaurant, diğer birkaç balık restaurantı gibi, Urla iskelede, denize sıfır, bir yanınızda balıkçı motorları, ağ yığınları falan diğer yanda yelkenliler sizin manzaranız oluyor.

Sakız Restaurant’ta İstanbul’daki deniz ürünleri restaurantlarındakinden farklı menü ve mezeleri tatma şansına sahip oluyorsunuz.

Sakız Restaurantın menüsü Ege otları ve Girit mutfağı ağırlıklı.

Şevketi bostanlı levrek, beğendili levrek, hellimli levrek sarma, Girit usulü tütsülenmiş ahtapot bunlardan bazıları..

Fakat, biz daha fazla lezzet denemek için, ana yemek olarak balık almak yerine hem soğuk hem de sıcak mezeleri tercih ettik.

Soğuklardan, egenin olmazsa olmazı çeşitli ege otları, biraz daha farklı yapılmış bir Fava, bademli Girit Mezesi, grek salat çok iyi idi.

Sıcaklardan ise, karidesli ege otlu börek ve pesto soslu kalamar ızgara çok başarılı idi.

Sakız restaurant da tatlı olarak ise, daha evvel hiç denemediğimiz kaymaklı dondurma ile servis edilen helva böreği tatlısı çok farklı idi.

Fiyatlara gelince, Urla Sakız restaurant’ta şarap dahil olarak, İstanbul Bostancı sahil yolundaki benzer restaurantlardaki ödediklerimizin neredeyse yarısı gibiydi.

Urla koyları, Urla’daki butik şarapçılık ve Urla’daki Yörük Aile Evi Kır lokantası yazılarımız için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2012/05/urla-balik-lokantalari.html/feed 0
Çeşme Kalesi http://gezyeic.com/2012/04/cesme-kalesi.html http://gezyeic.com/2012/04/cesme-kalesi.html#comments Mon, 09 Apr 2012 13:22:00 +0000

Çeşme, hep turkuaz rengi denizi, ince güzel kumu, yaz aylarındaki beach club ları ile anılır. Bu gezimizde, bunların dışında, Çeşmeye gelince görülmesi gereken, birkaç saatlik bir zaman dilimi ayrılması gereken Çeşme Kalesindeki izlenimlerimizi paylaşmak isteriz.

Çeşme yöresi, 11. yüzyıl sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliğiyle tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, 14. yüzyıl sonlarındadır. En çarpıcı Osmanlı eserlerinden biri burada bulunan Çeşme Kalesi’dir.

Çeşme kalesi, eski dönemlerde çeşme limanının ticari önemi dolayısıyla korsanlara karşı inşa edilmiştir. Çeşme kalesi, limanın tam karşısındaki yamaca II. Beyazıt tarafından 1508 yılında inşa ettirilmiş, eskiden denize sıfır iken, şimdi aradan bir yol geçiyor. Kale’nin altı kulesi vardır ve bunların isimleri;Ceneviz Kulesi, Cezayirli Hasan Paşa Kulesi, II.Beyazit Kulesi, Umur Bey Kulesi, ÇakaBey Kulesi ve Barbaros Kulesidir.

Kalenin Girişinde, Cezayirli Hasan Paşa’nın anıtı bulunmaktadır. Kalede, Çeşme Arkeoloji müzesi yer almaktadır ve özellikle Erythrai ( Ildır) da yapılan kazılarda elde edilen eserler sergilenmektedir.

Barboros Kulesi Teşhir Salonunda, Çeşme’nin antik dönem günlük yaşamında kullanılan çoğunlukla pişmiş topraktan yapılmış objeler sergilenmektedir. Umur Bey Kulesi Teşhir Salonunda ise, arkaik, Roma ve sonrası dönemlere ait mermer heykeller, Osmanlı Dönemi kitabeleri sergilenmektedir. Kırım Hanı Giray Han’ın mezar taşı da teşhir edilmektedir.

Ayrıca, Kalede çeşitli dönemlere ait çeşme ve çevresinde denizden çıkarılmış anforalar sergilenmektedir.

Kalenin iç avlusunda ise, çeşme yöresi mezarlıklarda orijinal konumlarını kaybetmiş, Geç Osmanlı dönemine ait mezar taşları sergilenmektedir.

Çeşme Kalesi, 1768-1774 yıllarında Osmanlı ve Rus donanmaları tarafından Çeşme Körfezindeki Çeşme Deniz Savaşına da tanıklık etmiştir. Bu savaş sonunda Osmanlı donanması, Ruslar tamamen yok edilmiştir. Kalede, bu savaşa ait toplar da sergilenmektedir.

Kalede bir taraftan bu tarihi eserleri incelerken, bir taraftan da Çeşme Marinası ve limanına karşı çok güzel bir manzara sizi bekliyor.

]]>
http://gezyeic.com/2012/04/cesme-kalesi.html/feed 3
Bir Dizi Filmin Meşhur Ettiği Köy: Ildır http://gezyeic.com/2012/03/bir-dizi-filmin-meshur-ettigi-koy-ildir.html http://gezyeic.com/2012/03/bir-dizi-filmin-meshur-ettigi-koy-ildir.html#comments Sun, 25 Mar 2012 13:46:00 +0000

Bu sene havalar biraz sert geçtiği için gezi sezonumuzu açmakta geciktik. “Cemre” ler düştükten sonra, İzmir Çeşme ve çevresi ile başlamaya karar verdik. İlk durağımız, Çeşme Ildır veya Ildırı, antik adı ile Erythrai. Resmi tabelalarda, Ildırı olarak geçse de halk Ildır diyor.

Ildırı tüm Türkiye “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisi ile farkedildi, dizinin ilk bölümlerinde sahneler burada çekilmiş.

Ildır, deniz kenarında, kendi halinde sakin bir köy, birkaç ana caddesi var, diziden sonra sokakları, gezmeye gelen insanlarla dolu.

Köyün merkezinde, Herakles Butik Otel var. Altı odalı, odaları özgün düzenlenmiş şirin bir butik otel. Köyün dışında ise, dört yıldızlı Kaya Prestige Sunshine otel var.

Ildırı keşfetmek için üç beş saat yeterli; tertemiz sokaklarında gezebilirsiniz, bahçeleri limon ağaçları ile dolu evlerin fotoğraflarını çekebilirsiniz, denize karşı çayınızı yudumlarsınız veya denize karşı balığınızı yersiniz. Ancak dikkatimi çeken, balık olarak, hep çipura ve levrek adı geçiyor, o da bana çevrede balık çiftliği olabileceğini çağrıştırıyor. Bir de gördüğüm kadarıyla, Ildır’ın Enginarı meşhur galiba, her tarafta enginar ayıklayan insanlar gördük.

Ildırın diğer bir ilginç kılan ise; Ildır tarih ile iç içe yaşıyor. Köyün evlerinin bittiği yerde, Klasik, Helenistik ve Roma Dönemine ait Erythrai antik kenti sizi karşılıyor. Antik çağda oniki İon devletinin önde gelenlerinden biri olan Erythrai, Ege denizindeki önemli liman yerleşimlerinden biridir. M.Ö. birinci bin yıla ait kalıntıları görmek mümkün. Antik kenti gezmek de ücretsiz.

Ildır a nasıl gelinir? Ildır, Çeşme’ye 22km, Ilıca’ya 15 km mesafede. Ildıra birkaç yoldan gelebilirsiniz. Eski Çeşme yolundan Ildır yazısından saparak ulaşmak mümkün. Çeşme-Ilıca dan deniz kenarını takip ederek de gelebilirsiniz . Karaburun, Balıklıova tarafından da Ildıra bir yol var.

]]>
http://gezyeic.com/2012/03/bir-dizi-filmin-meshur-ettigi-koy-ildir.html/feed 3
Eskişehir ve Heykelpark http://gezyeic.com/2012/02/eskisehir-ve-heykelpark.html http://gezyeic.com/2012/02/eskisehir-ve-heykelpark.html#respond Sun, 12 Feb 2012 12:35:00 +0000

Sömestre Tatili’nde bir hafta sonumuzu Eskişehir’e ayırarak yola çıktık.

TEM Adapazarı sapağından Bilecik, Bozüyük üzerinden Eskişehir-Kütahya yolu üstünde Musaözü Göleti yanında bulunan Heykelpark’a ulaştık. (HEYKELPARK, Musaözü Göleti Kütahya Yolu 15.km Eskişehir   Şamil Özcan 0534 464 63 00)

25.000 dönüm arazi üzerinde Sulama Göleti çevresi yaz-kış mesire ve dinlenme alanı olarak kullanılmakta. Gölüm çevresinde ise keyif veren yürüyüş parkurlarında turlama müthiş keyifli. Özellikle kışın veya baharda gittiğinizde sessizlik, orman ve gölün değişen renkleri oldukça etkileyicidir.

Akşamları dışarıda kar yağarken şömine başında yemek esnasında şansınız canlı müzik sürprizleri yaşayabilirsiniz.

Tesisin bodrumu ise Sanat Atölyeleri haline getirilmiş, ahşap ve müzik aletleri imalatı da yapılmakta.

Enstrümanları yapan usta arada “test” niyetine hem çalıp hem söylüyor ki oldukça keyif verici…

Tesis içerisinde beslenen evcil hayvanlarla ( Kangal Köpekleri, Kediler, Keçiler, Kümes Hayvanları) oynamak, vakit geçirmek mümkün olup yürüyüşlerde göldeki kuş ve diğer canlıları gözlemlemek, karda yürüyüş yaparken gece su içmeye gelen yaban hayvanları (Geyik, tavşan, tilki, yaban domuzu,vb) izlerini yorumlamaya çalışmak müthiş eğlendirici…

Heykelpark 3-4 yıl öncesine kadar virane halde bulunan bir tesis iken Şamil ve ailesinin desteğiyle çok amaçlı, çok kullanımlı bir tesisi haline gelmiş.

  • Tesiste 8 oda ile 4 bungalow mevcut
  • Şömineli restaurant  (Özel gün ve toplantılar düzenlenebilir)
  • Göl üstünde özel yapım yüzer restaurant, göl bisikletleri
  • Yıl boyu sabah kahvaltısı servisi, piknik imkânı
  • Doğa yürüyüşü, Atlı spor, Bisiklet turu, mevsimine göre olta balıkçılığı imkânı
  • Milli Park sahası içerisinde ziyaretçilerin günübirlik ve kamp kullanımı mümkün

Gün içerisinde Eskişehir’e tur yapmak (20 km) mümkün olup gün içerisinde yapılabilecekler

  • Kentpark Turu ve tramvayı,
  • Porsuk nehri içinde tekne veya gondol turu
  • Odunpazarı’nda restore edilmiş evler ve el işi, hediyelik eşya satan tezgâhlar
  • Atlıhan’da lületaşından hediyelikler
  • Çiğbörek asla unutulmamalı

Eskişehir Hakkında Bilgiler:

    Milattan önce bin yılında Porsuk Nehri kıyılarında Frigyalılar tarafından kurulan Eskişehir Türkiye’nin en önemli yol kavşaklarından birisidir. Yunus Emre, Nasrettin Hoca gibi tarihi kişileri, Lületaşı ve çeşitli hastalıklara iyi gelen sıcak su kaplıcaları ile ünlüdür. Eskişehir kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, mutfağı ve alışveriş olanakları ile önemli bir turizm çekim merkezi olmayı hedeflemektedir.

Yöresel Yemekler:
Çiğbörek(Çibörek-Şırbörek) : Kırım tatarlarına özgü olan yemeklerin başında gelmektedir. Un, su, tuz karıştırılarak hazırlanan hamurun içerisine, soğan, baharat ve kıyma ile hazırlanan iç konulup kızgın yağda kızartılır.

Met Helvası : İsmini, met(çubuk) ve aşık kemiği ile birlikte oynanan bir sokak oyunundan almıştır. Met Helvası, met oyunu sonucunda yenilen tarafın uzun kış gecelerinde helva çekmesiyle oluşan bir geleneğin ürünüdür. Özel karışımlı bir hamurun şekerle birlikte lifli hale dönüştürülmesi ile oluşur.

Toğga Çorbası: Et suyu ile pirinç kaynatılır. Yumuşayınca ayrı bir kapta un, yumurta ve yoğurt suyla ezilerek çorbaya katılır. Kaynayınca tereyağ, kımızı biber ve nane kızdırılarak dökülür.

Miyane Çorbası : Tereyağında un hafif kavrularak yapılır. 4 bardak tavuk suyu, bu una yavaş yavaş eklenir. Karıştırılarak kaynatılır.

Tutmaç : Yeşil mercimek suda iyice haşlanır. Üzerine 4 bardak su veya et suyu ilave edilerek kaynatılır. Kaynamakta olan mercimeğe iki su bardağı erişte ilave edilerek pişirilir, kabarmaya bırakılır. tereyağ eritilir ve yemeğe dökülür. İki diş sarmısak katılıp üzerine yoğurt ilave edilip karıştırılarak servis yapılır.

Bamya Çorbası : Bamyalar , bir tutam tuz atılıp yarım saat haşlanır. Kuşbaşından küçük doğranmış etlerde ayrı bir kapta haşlanır soğan yağda pembeleştirilir. Sulandırılmış salça ilave edilir, 1 taşım kaynatılıp et suyu dökülür kaynamaya başlayınca limon suyu dökülür. Haşlanmış bamya ve etlerde dökülür, yarım saat pişirilir. Servise hazırlanır.

Harşıl : Ispanak yıkanıp süzülür ve haşlanır, haşlanmış ıspanak püre haline getirilir, yoğurt ince kıyılmış taze soğan ve tuz ilave edilerek karıştırılır, bu karışım ıspanakla karıştırıldıktan sonra haşlanmış iki adet yumurta ile süslenip servise sunulur.

Kelem Dolması : Lahanalar bir tencerede tuzlu suda erimeyecek şekilde haşlanır suyu süzülüp sıkılır, halinde kesilir. Ayrı bir kapta soğan rendelenir. Kıyma, bulgur, salça, tuz, karabiber ile bir avuç su katılarak içi yoğrulup hazırlanır. Hazırlanan iç, lahanalara döndürerek sarılır.

Çerkes Sofrası : Süt ve su bir tencereye konularak tuz ilave edilip kaynatılır, kaynar suyun içerisinde mısır unu ilave edilerek pişirilir. Karışım sertçe bir hamur haline gelinceye kadar pişirildikten ortası kaşıkla oyulduktan sonra içerisine tereyağı konulur, etrafına çerkes peyniri dizilir ve ayrı bir tabak içerisinde önceden hazırlanan çerkez tavuğu ile birlikte sıcak olarak servise sunulur.

Arabaşı : Una su ve tuz katılarak bulamaç halinde pişirilir. Tepsiye dökülüp, dondurulur. Küçük küçük kesilir, tepsinin ortası açılır. Bir tas içinde tavuk suyuna limon ve acı biber konur. Yerken hamur, tavuk suyu ile beraber çiğnenmeden yutulur.

Mercimekli Bulgur Pilavı : Soğan ince doğranıp tereyağında pembeleştirilir. Salça ve domates rendesi de eklenir. Et suyu konur. 1 ölçü su, 1 ölçü bulgur göz önünde bulundurularak, su kaynayınca bulguru atılır. Tuz, karabiber konur. İnmesine yakın içine haşlanmış mercimek, bir su bardağı ölçüsünde eklenir.

Düğün Pilavı : 1 ölçü pirinç tuzlu sıcak su ile haşlanır, bekletilir. Öte yandan tavuk yada kuşbaşı et haşlanır, pişirilir. 1 avuç nohut haşlanır, hazırlanır, Pirinçler bol suyla yıkanır. Tencerede tereyağ eritilir, yağ kızınca pirinçler içine atılır, kavrulur. Sonuna doğru nohutlar, en son etler yağda kavrulur. Pirinçler parlayınca 1 ölçü pirince 2 ölçü su ölçüsünde et suyu konur. Tuz, karabiber, türlübahar konur. Hafif ateşte demlendirilir.

Haşhaşlı Gözleme : Kavrulmuş, çekilmiş haşhaş sıvı yağla inceltilir. İçine biraz tuz konur. Hazırlanmış hamurdan elma büyüklüğünde bezeler yapılır. Oklavayla açılmış hamurun üzerine hazırlanan haşhaş sürülür. Bir kenarından başlayarak ve aralara da haşhaşlı karışım sürülerek 3-4 kat olarak katlanır. Böylece bir gözleme elde edilir. Toprak saçta, meşe odunuyla, yağlayarak, orta ateşte yavaş yavaş pişirilir.

Mercimekli Mantı : Yufka açılır. Kareler şeklinde kesilir. İçine haşlanmış mercimek, tuz, karabiber karışımı konur. Her kare ayrı ayrı mantı biçiminde kapatıldıktan sonra yağlanmış tepsiye dizilir. Ocağın üzerinde çevire çevire altı kızartılır. Sonra üzerine kaynayan su konup pişirilir. Sarmısaklı yoğurtla servis yapılır. Üzerine yağ gezdirilir.

Boza: Sarı mısırın suyla kaynatılarak mayalandırılması daha sonra soğutularak süzülüp şekerle karıştırılarak birkaç gün bekletilmesiyle oluşan içecektir. 1955 yılında özel karışımlı bozalarına Kara Kedi Bozacısı adıyla patent alan firmanın merkezi köprübaşı caddesindedir. Çevre illerden bile boza almak isteyenler görülür.

Göbete : İlk önce un maya kullanılmadan yoğurt ve margarinle yoğrulur. Elde edilen hamur ikiye ayrılır. Hamurun yarısı açılarak tepsiye yerleştirilir. Daha önceden hazırlanan iç malzeme, kavrulmuş kıyma, karabiber ve haşlanmış pirinç hamurun üzerine sürülür. Hamurun öteki yarısı ise iç malzemenin üzerine serilir. Hamurun kenarları birleştirilir. Üzerine yumurta sarısı sürülür. Hamur baklava dilimleri haline geldikten sonra tepsi içerisinde fırında pişirilir.

Acı-gıcı: Acı- gıcı denilen ısırganotu otun uzun yapraklarından yapılır. Dolma içi gibi bulgur, kavurma, tuz, baharat atılıp hazırlanan iç, yaprak sarar gibi sarılıp tencereye yerleştirilerek pişirilir.
Yazarın Notu: Eskişehir+Heykelpark bir haftasonunu hakediyor.
Düzgün Arslan
Eskişehir hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2012/02/eskisehir-ve-heykelpark.html/feed 0
Bol Gezmeli Yıllar ! http://gezyeic.com/2011/12/bol-gezmeli-yillar.html http://gezyeic.com/2011/12/bol-gezmeli-yillar.html#comments Fri, 30 Dec 2011 18:22:00 +0000

Bir seneyi daha keyifli anılarla ve paylaşımlarla geride bıraktık. Bu süreçte, bizi heyecanlandıran, gönlümüzü ısıtan, samimi bulduğumuz yerleri gezdik, mekanlara uğradık. Beğendiklerimizi de Gez-Ye-İç olarak sizinle paylaşmaya uğraştık. Yolculuğumuzda bizi yalnız bırakmadığınız için sizlere teşekkür eder, yeni yılda yeni maceralarda da bizimle olmanızı diliyoruz. 2012 yılı hayatınıza bol gezi, neşe, yenilik ve lezzetler getirsin. Mutluluklar dileriz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/12/bol-gezmeli-yillar.html/feed 3
Yılbaşında Nereye Gitmeli ! http://gezyeic.com/2011/12/yilbasinda-nereye-gitmeli.html http://gezyeic.com/2011/12/yilbasinda-nereye-gitmeli.html#respond Mon, 26 Dec 2011 22:08:00 +0000
    Yılbaşı yaklaşırken, herkes birbirine bu soruyu soruyor: Yılbaşında neredesin ve ne yapıyorsun? Bu sene yılbaşı hafta sonuna denk geldiği yani ilave edecek gün olmadığı için bir yılbaşı tatiline çevirmek zor gözüküyor. Buna rağmen, yılbaşı tatili için bir plan yaparken ilk önce nasıl bir yılbaşı eğlencesi veya tatili hayal ettiğimize karar vermek gerekli..
    Sadece yılbaşı gecesi eğlencesi düşünürseniz büyük bir otelin salonunda veya bir restaurantta da eğlenmek mümkün ama tanımadığınız yüzlerce kişi ile birlikte yeni yıla girmekte pek çok kişiye hoş gelmeyebilir.
    Sadece yılbaşı gecesi değil de, bir hafta sonu kaçamağına çevirelim derseniz de o zaman da karşınıza birkaç seçenek çıkıyor.
    Kayak meraklıları için doğal olarak Uludağ en iyi seçenek. Kartalkaya da bir seçenek olsa da, bence Uludağ daki otellerin seçeneklerinin çokluğu ve pek çok cafenin varlığı hem gündüz hem de gece için çok iyi eğlence ortamları sunuyor. Maalesef, Kartalkaya sadece kaymayı en plana çıkaranların tercihi olabilir. Kartalkaya’da uzun zamandır üç otel vardı, Kartal Otel, Grand Kartal ve Dorukkaya otel. Bu yıl ise, Golden Key grubunun Kartalkaya oteli hizmete girdi. Golden Key Kartalkaya, sadece 43 odası olan tam bir butik otel. Esasında otel yerine dağ evi demek daha uygun. Odaları muhteşem, bazı odalarda ise, manazaraya karşı jakuzi keyfi ayrı bir zevk.
    Kayak tatili arzu etmezseniz, ya Bolu Abant ya da Kazdağları en iyi seçenekler. Abant’a kar yağdı ve Abant gölü ve çevresindeki çam ağaçları ile tam bir şölene dönüştü. Göl çevresi yürüyüşler için ideal. Abanta da kalınabilecek iki büyük otel var, biri Büyük Abant otel diğeri Abant Palace. Biz iki kere Abant Palace’da kaldık, memnun kaldık, kapalı havuzu, yemekleri güzeldi. Bir de Abant Palace’ın işlettiği göl kenarında 14 odalı abant Köşk var. Burada kalmak çok daha güzel ama boş yer bulmak oldukça güç. Abant hakkında daha detaylı yazımız ve foto galeri için tıklayınız.
    Bütün bunların dışında benim sizlere esas önerim Kazdağları Öngen Country Otel. Otel toplam 80 yatak kapasiteli, bu nedenle kalabalık olmuyor, biraç aile gittiğinizde çok iyi eğlenmek mümkün. Kazdağları Öngen Country Otelin sahibi Mehmet Öngen Bey, yılbaşı gecesi özel çalgıcılar organize ediyor, gece 12 ye kadar bu ekip masa masa dolaşıp istekelrinizi çalıyor. Gece 12 de havai fişek gösterisi, sonrası Dj müzik ve gece çorbası.
    Gündüz ise zeytin ve çam ağaçları o her daim yemyeşil olan Kazdağları sırtlarında yürüyüş yapabilirsiniz. Geçen sezon Show TV de yayınlanan Karadağlar dizisinin çekildiği sokakları, ortamları görebilirsiniz.
    Kazdağları hakkında daha detaylı yazımız ve foto galeri için tıklayınız.
    Kalabalık ortamlarda yeni yıla girmek yerine böyle daha sakin daha sıcak ortamlarda yeni yılı karşılamak bize çok iyi geliyor hem de bir haftasonu kaçamağı oluyor.
]]>
http://gezyeic.com/2011/12/yilbasinda-nereye-gitmeli.html/feed 0
Şaşkın Balık Restaurant, ŞaşkınBakkal http://gezyeic.com/2011/11/saskin-balik-restaurant-saskinbakkal.html http://gezyeic.com/2011/11/saskin-balik-restaurant-saskinbakkal.html#comments Wed, 23 Nov 2011 16:23:00 +0000

Şaşkın Balık …..nasıl desem, dostlarınıza yemeğe gitmişsiniz, size deniz ürünlerini en lezzetli şekliyle hazırlayıp sunuyor ve siz yediğiniz dışındaki tatları da merak etmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Kömür ateşinde pişmiş çöp şişte ızgara hamsi ile kaşar, deniz börülcesi, karides ve sıcak soya soslu levrek sarma yedikten sonra hissettiklerimiz buydu. Tatlı olarak “volkanik” i tercih ettik, bir tür italyan suflesi üzerinde sade dondurma ile servis ediliyor. Çok başarılı idi. Son olarak da, içinde soğuk su bulunan ufak bir bardakta ikram edilen çay kaşığına dolanmış sakız reçeli, yanında geldiği türk kahvesinin tadına güzel bir aroma katıyordu. Diğer tatları denemeyi bir daha ki sefere bıraktık.
Mekan sahibi Efkan Sara hayallerini gerçekleştirirken bizlere güler yüzlü, samimi sıcak, ayrılırken bir daha gelmeliyim dedirten bir ortam yaratmış. Ellerine, hayallerine sağlık…. Şaşkınbakkal’da sokak arasında sevimli bir balıkçı, Türk Sanat müziğinin en güzel şarkıları eşliğinde , beyaz tahta masalarda güzel yemeklerinizi yerken, burayı daha önce niye görmemişiz diye canımız sıkıldı doğrusu..
Deniz ürünü seviyorsanız, farklı lezzetler arıyorsanız, samimi ortamda , garsonlar etrafımda dolaşmadan yemek istiyorsanız, bu güzellikleri hazırlayan kişiyle konuşup sohbet etmek, ellerine sağlık demek isterim diyorsanız doğru yerdesiniz:)
Şaşkın Balık da, fiyatlar makul, çöp şişte hamsi ızgara 12,5TL, levrek sarma 9TL, volkanik 6TL gibi.
Şaşkınbakkal, Tonozlu sokaktaki ŞaşkınBalık’a ulaşımı, aşağıdaki haritadan görebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/11/saskin-balik-restaurant-saskinbakkal.html/feed 1
Yedigöllere Gitmek http://gezyeic.com/2011/11/yedigollere-gitmek.html http://gezyeic.com/2011/11/yedigollere-gitmek.html#comments Thu, 17 Nov 2011 15:19:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35618
    Mevsimlerden Sonbahar ve tam Yedigölere Gitmek Zamanı,.. Doğa severler ve doğa fotoğrafçıları için vazgeçilmez bir yer.
    Yedi gölden oluşan Yedigöller Milli Parkı, kendisinin güzelliği kadar, Yedigöllere giden yolların doğal güzelliğinden de bahsetmek gerekir.
    Geçen seneki ziyaretimizden sonra yazdığımız yazıda, Yedigöllere iki farklı yoldan gidildiğini yazmıştık, biri Bolu üzerinden diğeri Mengen üzerinden. Geçen yıl, Bolu üzerinden gitmiştik. Bu sene ise Mengen üzerinden gitmeyi denedik.
    Bolu üzerinden gitmek isterseniz, Bolu’dan 42km, bunun 33km si stabilize idi. Bu yol Mengen üzerinden gitmeye göre biraz daha yüksek rakımdan gidiyor, yol boyunca yüksek çam ağaçları hakim, her mevsim yeşil bir doğa içinde gidiyorsunuz. 45 kilometreyi 1.5 saatte falan alıyorsunuz.
    Mengen üzerinden gidiş ise, Mengen şehir merkezinin çıkışından yaklaşık 48 kilometre kadar. Bu yolun yarısı asfalt, diğer yarısı stabilize. Yol boyunca akan ince bir dereye paralel gidiyorsunuz. Bu yoldaki bitki örtüsü, çamdan ziyade meşe, kayın gibi ağaçlar. Sonbaharda bu ağaçların yaprakları sararmış, kızarmış, bir kısmı dökülmüş oluyor, yani tam hazan mevsimi. Bu 48 kilometrelik yolu tam bir renk cümbüşü eşliğinde gidiyorsunuz. Bu yolda 1.5 saatinizi alır, fakat yolda durup fotoğraf çekmeler seyahati 2 saate getiriyor.
    Yedigöllere Ankara’dan giderseniz, günübirlik gidebilirsiniz. Fakat İstanbul’dan giderseniz bir gece yatmak gerekir. Eğer, Bolu üzerinden ulaşmak isterseniz, yatmak için Bolu otellerini tercih edebilirsiniz. Biz geçen yıl Bolu Gölcük yolu üzerindeki B&B Otelde kalmıştık. Şimdi B&B otele 600 metre ilerde beş yıldızlı Gazelle Resort&SPA oteli açıldı.
    Bu seneki seyahatimizde ise, Mengen Yedigöller yolu 3. kilometresindeki Hindiba Pansiyonda kaldık. Genelde, çevre, doğa düşkünlerinin, trekking meraklılarının kaldığı bir mekan. Yedigöllere Mengen üzerinden ulaşmak için, izleyeceğiniz yol, TEM otobanından Yeniçağa sapağından çıkmak, ve yaklaşık 20 km. sonra Mengen’e gelmek, Mengen’in çıkışından sola Yedigöller tabelasını görüp sapmak. Buradan itibaren 48 km.

GPS/Navigasyon kullananlar için koordinatlar: N40 56 35.6 E31 44 39.0Hindiba , Yedigöller yolunu aşağıdaki Google Haritada daha detaylı görebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/11/yedigollere-gitmek.html/feed 2
Hindiba Pansiyon ve Trekking http://gezyeic.com/2011/11/hindiba-pansiyon-ve-trekking.html http://gezyeic.com/2011/11/hindiba-pansiyon-ve-trekking.html#respond Tue, 01 Nov 2011 22:19:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35619
Doğa içinde tatil, doğa yürüyüşleri ilginizi çekiyorsa, özellikle sarı, kırmızı ve kahverengine dönüşmüş yapraklar içindeki bir ormanda yürüyüşler özlüyorsanız; Mengen’e 8 kilometre mesafede, Yedigöller yolunun başlangıcında güzel bir konaklama yeri var; Hindiba Pansiyon, kendi deyimleri ile butik pansiyon.
    Ormana yaslanmış içinden küçük bir derenin geçtiği 3-4 dönümlük bahçe içinde 3 taş evde 9 oda ve 3 ahşap bungalow var.
    Taş evlerin isimleri; yörede en fazla bulunan ağaçların isimleri, Göknar, Meşe ve Kayın. Hindiba Pansiyon, yarım pansiyon konseptiyle çalışıyor ve yöresel yemekler ağırlıklı. Fiyatlar ise, kişi başı gecelik, haftaiçi 80TL, haftasonu 96 TL ve bayram gibi özel günlerde 116 TL.
    Hindiba Pansiyon’da ne yapılır derseniz; güzel bir bitki örtüsüne sahip bahçesinde dahi sessiz, huzurlu bir ortamda kafa dinleyebilirsiniz veya sizi bekleyen bisikletlere binebilirsiniz.
    Bunun dışında, Hindiba Pansiyon doğada yürüyüş yapmak için ideal bir yer, 12 tane orman içi yürüyüş parkuru var. Bu parkurları yukarıdaki foto galerimizi tıklayarak görebilirsiniz. Bunlardan 4 tanesi, Hindiba Pansiyon tarafından detaylandırılmış, güzergahtaki kritik dönemeçlerdeki ağaçlara parkur rengini gösteren boyalar sürülmüş. Biz yaklaşık dört kilometrelik parkurda yürüyüş yaptık, gps datasını da aşağıdaki google harita üzerinde görebilirsiniz. Parkurumuz rahattı, yaklaşık bir kilometrelik kısmı, orman içi yolda idi, geri kalan kısım ise patika. Parkurdaki ağaçlar üzerindeki boyalı işaretler sayesinde yolunuzu kaybetmiyorsunuz.
    Hindiba Pansiyonda dört adet köpek var, hepsi çok sevimli. Sürekli kendilerini size sevdiriyorlar. Köpek fobisi olanlar dahi, bu köpeklerle çok rahat samimi oluyorlar, tecrübeyle sabit 🙂
    Hindiba Pansiyondaki köpekler, bu yürüyüşlerde size tam bir arkadaşlık, “yoldaşlık” ediyorlar. Siz yola çıkmaya hazırlanırken , onlar sizden önce yola koyuluyorlar bile. Pansiyonun bahçesinde ne kadar uysal, sessiz gözükseler de, yürüyüşte devamlı çevreyi kollayıp “yol emniyetini” sağlıyorlar. Bu arada, gözümüzün önünde köpeklerden biri bir karaca, diğeri ise bir yabani dağ keçisi kovaladı. Bunun dışında, yakındaki bir çiftliğin köpeklerinden bizi korumak için dövüşe tutuştu 🙂
    Bu yürüyüşlerde, fotoğraf galerimizden de görebileceğiniz gibi çeşitli bitkiler gözlemek mümkün. Göknar, meşe, kayın, çam ağaçlarının yanı sıra, kuşburnu, böğürtlen, orman sarmaşığı en fazla görecekleriniz.
    Hindiba Pansiyondan araba ile ulaşabileceğiniz çeşitli yakın yerler mevcut. Bunlardan en önemlisi, 45 kilometre uzaklıktaki Yedigöller. Bu 45 kilometrenin yarısı asfalt yarısı stabilize, fakat tamamı muhteşem manzaraya sahip. Yedigöller izlenimlerimiz ise başka bir yazının konusu.
    Yedigöller dışında, Ağalar Göleti, Bürnük Göleti, Yeniçağa Gölü de yakın yerler. Bolu ili sınırları içinde, Kartalkaya, Abant Gölü Tabiat alanı, Akdoğan Tabiat Koruma Alanı, Bolu Fındığı Tabiatı Koruma Alanı, Sülüklügöl Tabiat Koruma Alanı, Karacasu Termal Turzim Merkezi ve Gölcük diğer görülmeğe değer yerler.
    Hindiba Pansiyona gitmek için, İstanbul-Ankara TEM otobandan Yeniçağa sapağından çıkıp, Mengen istikametinden gidiyorsunuz. Bu yol yaklaşık 20 km kadar, Mengen’in çıkışından sola doğru Yedigöller yoluna girince 3. kilometrede Hindiba Pansiyona ulaşıyorsunuz.

Hindiba  GPS/Navigasyon koordinatları: N40 59 33.3 E32 02 28.9
Hindiba Pansiyona ulaşım ve yürüyüş parkurunu aşağıdaki Google Haritada görebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/11/hindiba-pansiyon-ve-trekking.html/feed 0
Rumeli Feneri Balık Lokantaları http://gezyeic.com/2011/10/rumeli-feneri-balik-lokantalari.html http://gezyeic.com/2011/10/rumeli-feneri-balik-lokantalari.html#comments Sat, 15 Oct 2011 19:54:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35620
    Şehir kalabalığından kaçmak, biraz deniz havası solumak ve kendinize güzel bir balık ziyafeti çekmek için, İstanbul’un yakın çevresinde Rumeli Feneri iyi bir seçenek olabilir.
    Rumeli fenerine Sarıyer’den yukarı çıkıp, Koç Üniversitesinin önünden geçip yaklaşık 11-12 kilometrelik iki yanı çam ormanı olan çok güzel bir yoldan ulaşıyorsunuz. Bu yolun sonunda köye geliyorsunuz. Köyün içinden sağa döndüğünüzde, yamaçta sizi tarihi Rumeli Feneri karşılıyor. Fenerin karşısında ise Mendirek Balık Lokantası var. Biz Mendirek Balık lokantasını tercih ettik. Henüz lüfer, palamut mevsimi başlamamıştı, bizde büyük levreği tercih ettik. Pişirmeleri çok başarılı idi. Bunu dışında, kalamar ve salata da çok lezzetli idi.
    Mendirek Balık Lokantasının manzarası muazzam, biraz yamaçta olduğu için hem balıkçı barınağı ve balıkçı motorlarını tepeden seyrediyorsunuz hem de Karadeniz ile Marmara denizinin birleştiği noktada gelen ve giden gemileri seyrediyorsunuz. Boğazın karşı tarafındaki manzaranız ise, Anadolu Feneri ve Poyraz köyü.
    Yamaçtan barınağa indiğinizde ise Barınak Restaurant sizi bekliyor. Rumeli Fenerindeki balık lokantaları, boğazdaki balık lokantalarının tersine daha salaş yerler. Çok çeşitli deniz ürünlerinden ziyade balık ön planda. Taze balık ve güzel bir salata iyi gidiyor, fiyatlar da hesaplı. Ayrıca, İstanbul’un kalabalığından kaçıp, güzel bir manzarada sakin bir kahvaltı için de iyi seçenek olabilirler.

İstanbul Yakın çevresindeki, Polonezköy hakkındaki yazımızı okumak için tıklayınız.
Gezilebilecek diğer bir yakın çevre olan Şile ve Ağva hakkındaki yazımızı okumak için tıklayınız.
Rumeli Feneri, Mendirek Balık Lokantasına nasıl gidildiğini görmek için aşağıdaki Google Map’i inceleyebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/10/rumeli-feneri-balik-lokantalari.html/feed 4
Sonbahar’da Nereye Gitmeli ! http://gezyeic.com/2011/09/sonbaharda-nereye-gitmeli.html http://gezyeic.com/2011/09/sonbaharda-nereye-gitmeli.html#respond Wed, 21 Sep 2011 10:16:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35621
Yaz mevsiminde deniz tatili yaptıysanız, sonbahar da ormanda, yeşillikler içinde veya kurumuş sarı yapraklar üzerinde yürüyüşlü bir tatil ideal olur.
    Kurban bayramı da yaklaştı ve uzunluğu da güzel, bir yerlere kaçmalı 🙂 Herkes nereye gitmeli diye soruyor. Bu kurban bayramı, sonbahar mevsiminin tam ortasında olduğu için, sonbahara uygun bir yer seçmeli. Bunun için benim önerim, Bolu çevresi; sonbahar yapraklarının en iyi göründüğü yerler. Biz ise, Yedigöller Hindiba Pansiyonu seçtik, yazısı dönüşte 🙂
    Sonbahar da doğa içinde tatil için iki ana bölge öneriyorum.
    Biri, Bolu çevresi, bu mevsim için ideal. Birkaç günlük bir tatil için, her gün başka bir yeri keşfetme imkanınız var.
    İlk gün Yedigölleri keşfetmeyi deneyin. Bolu merkezden sadece 42 kilometre, bu mevsimde yol riski de olmaz. Yemyeşil yolda kıvrıla kıvrıla ilerleyip, Yedigöllere ulaşırsınız. Yedigöller de ise, bakır rengi olmuş kurumuş yapraklar üzerinde yürüyüşler muazzam olur. Yedigöller hakkında daha fazla fotoğraf ve daha detaylı yazımız için tıklayınız.
    Yedigöller’den sonra Bolu Gölcük’ü ziyaret etmelisiniz. Çevresi yaklaşık iki km kadar olan Gölcük gölünün çevresinde yürümek insana iyi geliyor. Gölcük hakkında daha fazla fotoğraf ve daha detaylı yazımız için tıklayınız.
    Bolu çevre turlarında son durağınız, Abant olabilir. Abant, genelde kışın karlar altında çok güzel olsa da, sonbahar’da da güzel. Bolu E-5 kavşaktan Abant’a kadar giden yol da, sonbahar da tam bir renk cümbüşüdür. Zemin karla kaplı olmayınca göl çevresinde gezinen arabalar biraz toz yapıyor ama gene de göl çevresi yürüyüşü yapabilirsiniz. Sonbaharda Abant hakkında daha fazla fotoğraf ve daha detaylı yazımız için tıklayınız.
    Sonbahar’da yeşillikler arasında tatil için diğer önerebileceğim bölge, Kazdağları. Kazdağları, Bolunun tersine her mevsim yeşil. Kazdağlarında bitki örtüsü zeytin ve çam ağacıdır, bunlarda yaprak dökmeyen ağaçlar olduğu için her mevsim yeşil ile kucak kucağa olursunuz. Kazdağları hakkında daha fazla fotoğraf ve daha detaylı yazımız için tıklayınız.
]]>
http://gezyeic.com/2011/09/sonbaharda-nereye-gitmeli.html/feed 0
Misina Balık, Dalyan http://gezyeic.com/2011/09/misina-balik-dalyan.html http://gezyeic.com/2011/09/misina-balik-dalyan.html#respond Fri, 16 Sep 2011 16:52:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35622
    İstanbul Anadolu yakasında Dalyan’da güzel bir balık lokantası var, Misina Balık. Çoktandır gidip mezelerini tatmak, ambiyansını solumak isterdik. Cadde üzerinde olmasına rağmen, dekorasyonu çok güzel, deniz kenarında havası veriyor insana.
    Dalyan’da Faruk Ayanoğlu caddesi üzerinde bir apartmanın altında, kocaman çam ağacının altında hoş bir balık restaurantı. Vale servisi de var, arabanızı alıyorlar, araba park problemi olmuyor yani.
    Misina Balık egeden getirilen otları ve Girit, Rum ve Ege mutfağından sıcak mezeleri ile iddialı.
    Biz, deniz ürünleri kuvvetli balık restaurantlarında balıktan ziyade soğuk ve sıcak deniz ürünleri yemeği tercih ediyoruz. Burada da aynısını yaptık. Ege otlarından kaya koruğu güzeldi, deniz börülce ise biraz fazla haşlanmış veya beklemiş gibi geldi bize.
    Somon fümesi ise güzeldi, hafif sızma zeytinyağlı olarak servis ediyorlar. Ayrıca, ev yapımı usulü salatalık turşusu ise çok çok güzeldi.
    Sıcak mezeler olarak, keçi peyniri ızgara, kalamar güveç, balık köftesi, rum böreği, pavurya bacağı ve deniz mahsulleri krep tercih ettik. Daha evvel hep kalamar tava veya kalamar dolma yerdik fakat burada ilk defa gördüğümüz yaprak kalamardan güveç yapılmış, hafif tereyağlı, güzeldi.
    Rum böreği, İstanbul balık lokantalarında kolay bulunan bir meze değil sanıyorum. Dilim dilim kesilmiş patlıcan üzerine peynir konarak kızartılmış, güzeldi. Pavurya bacağı ve deniz ürünleri krep veya böreği ise en güzellerdi. Misina Balık’ta fiyatlar, ana balık hariç, içki dahil kişi başı 50-60 lira civarında, tabii yediklerinize, tercihlerinize de bağlı.
    Misina balık, oldukça kalabalıktı, o nedenle çevrenin fotoğraflarını çekemedik. Ayrıca gene başkalarını rahatsız etmemek için yediklerimizin resimlerini flaşsız çektik, o nedenle çok iyi resim alamadık.

Caddebostan “Barlar Sokağı” olarak anılan İskele Sokaktaki balık lokantaları için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2011/09/misina-balik-dalyan.html/feed 0
Lipsos Otel, Karaburun, İzmir http://gezyeic.com/2011/08/lipsos-otel-karaburun-izmir.html http://gezyeic.com/2011/08/lipsos-otel-karaburun-izmir.html#comments Sun, 28 Aug 2011 09:30:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35623
Ege turumuza Urla‘dan sonra Karaburun’da devam ediyoruz. Konaklama için Lipsos Otel- Atanın Yerini tercih ettik.
    Karaburun’a gelmek için, İzmir-Çeşme yolundan Karaburun istikametine dönüyoruz. Bu sapaktan Karaburun 50 km kadar ama bir saatten fazla alıyor. Denize paralel bir yoldan kıvrıla kıvrıla geliyorsunuz, zevkli bir seyahat oluyor., Karaburun’dan ilerde Yeniliman mevki var, 9 km ötede, Lipsos ise bu Yeniliman dışında oluyor. Diğer bir deyişle, İzmir, Karaburun yarımadasının en kuzey noktası gibi, Midilli adası ve Foça sahillerini uzaktan görüyor.
    Lipsos Otel, bu Yeniliman çıkışında sahilde, yakın çevresinde başka bir yapı yok, nerdeyse denizin üzerinde, mavi beyaz boyalı mütevazi bir köy evi kıvamında.. Odaya ilk girdiğinizde, gecelik kişi başı 120TL yi fazla bulabilirsiniz ama, 24 saat geçirdiğiniz de fikrinizi hemen değiştireceksiniz.
    Lipsos Otelin sadece sekiz odası var, hepsi mütevazi bir köy odası şeklinde, klima dışında bir şey aramayın, tv gibi falan.
    Lipsos otelin girişi de gene köy evi havasında döşenmiş, geniş bir kütüphane var, onun dışında tenis raketinden, deniz kabuklarına, teleskopdan darbukaya kadar pek çok obje serpiştirilmiş, hoş bir havası var.
    Lipsos Otelde konaklarken, kendinizi şehir hayatının koşturmacasından, kalabalıklığından, gürültüsünden tamamen izole ediyorsunuz. O derece dingin bir ortamdasınız ki, sanki bir adadasın hissi veriyor.
    Otelin dışında ise ise sizi çok güzel bir deniz bekliyor. Deniz biraz çakıl, deniz ayakkabınızı almayı unutmayın yanınıza. Sahilde, en fazla 10-15 kişi oluyor. Lipsos Otel, Atanın yerinde sizi, muazzam kahvaltı ve akşam yemekleri, pırıl pırıl bir deniz, sakinlik, sükunet, huzur bekliyor.
    Sabah kahvaltısı dedim; çeşit çeşit zeytinler, peynirler, bal, reçel, köy tereyağı, köy yumurtası, köy tarla domatesi, salatalık, vs. Hepsi o kadar lezzetli ki, kahvaltı masasında kalkamıyorsunuz.
    Akşam yemekleri ise, bir başka güzellik. O muazzam deniz manzarası eşliğinde, ilkin çeşitli ege otlarından oluşan soğuk mezeleriniz geliyor. Sonra sıcak meze ve ana yemek, hepsi de deniz ürünü, çiftlik falan değil hepsi denizden çıkma.
    Sıcak meze olarak, karides güveç, kalamar tava vardı. Ana yemek olarak, bir gün karagöz balığı, ertesi gün dil balığı ve mır mır balığı vardı. Yemek sonrası, meyve tabağı ve tatlı. Tatlı olarak, içine ceviz ve kuru üzüm konmuş, fırında helva, başarılı idi.
    Aklınızda olsun, Lipsos otele giderken, Balıklıovadan geçiyorsunuz, Balıklıova fırınlarının tereyağlı un kurabiyesi meşhur, geçerken almayı unutmayın, akşam üstü plajda çay ile un kurabiyesi iyi gidiyor.
    Lipsos Otel, Atanın yerine gitmek için güzergahı aşağıdaki Google Haritadan görebilirsiniz.
GPS/Navigasyon için koordinatlar: N 38 40 21.18 E26 25 55.16
    Lipsos Otel Atanın Yeri dönüşünde, Çeşme-Karaburun sapağından eski çeşme yoluna giriyoruz. Çeşme’ye kadar çok güzel, yem yeşil ağaçlık bir yol, sürüş zevki çok iyi. Çeşme yolu üzerinde Ildır sapağı var. Ildır’da ise Fatmagülün suçu ne? dizisinin İstanbul dışındaki sahnelerinin çekildiği küçük otel, Herakles Butik Otel var. Mavi beyaz boyalı Herakles Butik Otelin, özgün döşenmiş sadece on odası var, ama önceden rezervasyon yaptırmayınca kalmak mümkün olmuyor.
Ildır hakkındaki daha detaylı yazımız için tıklayınız.
]]>
http://gezyeic.com/2011/08/lipsos-otel-karaburun-izmir.html/feed 3
Bayramda Son Dakikacılara Öneriler,.. http://gezyeic.com/2011/08/bayramda-son-dakikacilara-oneriler.html http://gezyeic.com/2011/08/bayramda-son-dakikacilara-oneriler.html#respond Fri, 26 Aug 2011 08:27:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35624

Uzun bayram tatilinin başlamasına sadece bir gün kaldı. Tatil de pazartesi ve Cuma gününü de birleştirenler için tam dokuz gün oluyor. Bu kadar uzun bir süreyi tek bir otelde geçirmek çok sıkıcı olur diye düşünüyorum.
Benim önerim; tatili 4 ve 5 günlük iki tatile, iki otele bölmek.
Diğer yandan, tatilin başlangıcına bir gün kalınca, otel rezervasyonunu daha önce yaptırmamış olanların işi çok zor. Ben, her zaman küçük ve butik otelleri tercih etmeye ve önermeye çalışsam da, bu kadar dar bir zamanda oda sayısı 5-10 olan bu oteller çoktan dolmuştur bile.
Bu nedenle, eğer boş oda bulmak istiyorsanız, biraz daha büyük kapasiteli otelleri tercih etmek zorundasınız gibi. İşte, daha evvel kalıp denediğimiz, hem ortamından hem de servisinden memnun kaldığımız oda sayısı yüksek olan otel önerilerimiz:
Antalya Çevresinden: 
Belek: Antalya çevresinde en beğendiğimiz otel, Lykia World LinksGolf Hotel, Antalya. Odaları muhteşem, yemekler ise harikulade. Lykia World LinksGolf Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Beldibi: Beldibindeki Renaissance Otel. Büyük bir bahçesi var, orman gibi, portakal ağaçlarından çam ağaçlarına kadar. Odaları geniş, yemekleri ise enfes. Renaissance Otel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Bodrumdan:
Hapimag Sea Garden: Otelin Bahçesi, botanik bahçesi gibi, yem yeşil, çeşitli çiçekler ve ağaçlar var, iki ayrı koya sahip. Koylardan biri öğleden sonra rüzgar alsa da, diğeri hep sakin oluyor. Deniz Mavi Bayraklı. Yemekleri enfes. Sea Garden, büyük bir otel, yaklaşık 300 odası var. Hapimag Sea Garden Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Marmarisden: 
Loryma Resort Hotel, Turunç’a inerken biraz tepede olduğu için, havada bir serinlik oluyor, Marmarisin bunaltıcı sıcaklığını hissetmiyorsunuz. Loryma Resort Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Kazdağları:
Gündüzleri Assos yolundaki Beach Club’ında denize girip, diğer vakitlerinizi yeşilin içinde konaklamak isterseniz, Yeşilyurt’daki Öngen Country Hotel bayram tatili için iyi bir seçenek. Öngen Country Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/bayramda-son-dakikacilara-oneriler.html/feed 0
Urla’da Butik Şarapçılık: Urlice Vineyards http://gezyeic.com/2011/08/urlada-butik-sarapcilik-urlice-vineyards.html http://gezyeic.com/2011/08/urlada-butik-sarapcilik-urlice-vineyards.html#comments Wed, 24 Aug 2011 10:07:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35625
Urla ve çevresi gezilerimize devam ederken Urlice Vineyards’ı ziyaret ediyoruz. Urla’nın eskilere dayanan bağcılık ve şarapçılık geçmişi olsa da, Urlice’nin sahipleri Bilge-Reha Öğünlü çifti “Urla Şarabı”nı dünyaca tanınan bir marka yapmaya çalışıyorlar. Urla neden bizim Toskana’mız olmasın.
    Urlice adını Urla’nın eski adından alıyor, Urli Urla’nın eski adı, Urlice ise Urli’nin prensesinin adı. Güzel isim.
    Urla‘da nispeten büyük çapta şarapçılık yapan Urla Şarapçılık var. Urlice Vineyards ise, yurtdışında şato şarapçılık olarak da bilinen butik şarapçılık yapıyor. Bağları ile şarap evi aynı yerde olan Urlice’de Öğünlü çifti şarabı, kendileri daha doğal yöntemlerle az miktarda üretiyorlar. Bu da farklılığı getiriyor. Sanıyorum yıllık 10, 15 bin şişe gibi bir kapasiteleri var.
    Urlice şaraplarının çeşitli yarışmalarda ödülleri var.
    2001’den beri her sene tadım ve değerlendirme gerçekleştiren içki kültürü dergisi Gusto’nun 2010 değerlendirmesinde, Urlice’nin Cabernet Sauvignon Syrah Reserve 2008 şarabı gümüş madalya almış. 2011 yılında II. Ulusal Genç Türk Şarapları tadımında ise, Cabernet Sauvignon 2009 şarabı en yüksek ikinci puanı alarak Altın madalya almış.
    Az miktarda üretip yapıldığı için, Urlice şaraplarına İzmir’in yakın çevresi Çeşme, Alaçatı gibi yerlerde bulmak mümkün.
    Yolunuz Urla çevresine düşerse, mutlaka Urlice’ye uğrayıp bu şaraplardan alın derim, ben maalesef sadece bir Cabernet Sauvignon Syrah Reserve 2008 alabildik, daha uzun süre yollarda olacağımız için daha fazla alamadık.
    Randevusuz gittiğimiz için de, maalesef Öğünlü çifti ile tanışma imkanı bulamadık, tadım yapamadık.
    Urlice Vineyards’a Nasıl Gidilir?: Aşağıdaki Google Haritadan bakabilirsiniz.
]]>
http://gezyeic.com/2011/08/urlada-butik-sarapcilik-urlice-vineyards.html/feed 4
Urla ve Koyları http://gezyeic.com/2011/08/urla-ve-koylari.html http://gezyeic.com/2011/08/urla-ve-koylari.html#comments Tue, 23 Aug 2011 11:05:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35626
Seferihisar, Sığacık dan sonra gezimize Urla koyları ile devam ettik. Seferihisar’dan çıktıktan sonra, otobana girmeden Bademler Köyü üzerinden eski Çeşme yoluna ulaşıyoruz. Yeşillikler arasında kıvrıla kıvrıla giden güzel bir yol. Bademler Köyü deyince, Bademler Köyünde 1969 da yapılmış bir tiyatro binası da var. Susuz Yaz filmi de burada çekilmiş.
    Hedefimiz, Urla’nın koylarına ulaşmak, ilk hedef de, Demircili Koyu. Eski Çeşme yolundan, Kuşcular Köyü yoluna giriyoruz. Yaklaşık 15 km sonra Demircili Koyu. Yolun yeşilliği çok güzel, zevkli bir sürüş oluyor. Koyda çay, meşrubat falan satan salaş bir yerden başka bir şey yok. Çevrede temiz sayılmaz.
    Demircili Koyundan sonra, 4-5 km kadar geri dönüyoruz ve Urla Bodrum Koyuna ulaşıyoruz. Burada bir tesis var, beach club gibi. Giriş ücretli, araba başına 10TL alıyorlar. Buranın ortamı daha iyi, denize girebildik. Buralarda, “Orkinosa Hayır” pankartları dikkatimizi çekiyor.
    Urla Bodrum Koyundan sonra, Altınköy sitesinin içinden geçip, Altınköy plajına ulaştık. Altınköy Çiftlik Evleri sitesi çok güzel bir site. Plajda, Altınköy Çiftlik Evleri sitesinin yeme, içme için bir tesisi var. Altınköy plajında denizin rengi çok güzel, açık mavi, yeşil, Çeşme Ilıca’nın denizi ile aynı renkte. Fakat, deniz çok dalgalı idi, girmedik.
    Kuşçular-Demircili köy yolu boyunca, bir şeyler yemek için çeşitli kır lokantaları var. Biz, en yeşillikler içinde, en düzgün olanı, Yörük Aile Evi‘ni tercih ettik. Yörük Aile Evi için tıklayınız. Öğle sıcağında, çam ağaçlarının gölgesinde oturup bir şeyler yemek içmek için çok güzel. Keçi peynirli, kapalı pidesi çok güzel idi, bunun dışında otlu gözlemesi de başarılı. Yörük Aile Evinde bir şeyler yedikten sonra, Yağcılar köyü üzerinden eski çeşme yolunu geçip, Özbek köyü ve sahiline ulaştık. Burada çeşitli balık lokantaları, çay bahçeleri falan var, şirin bir yer.
    Özbek köyünden sonra, Urla Merkeze gelip, iskeleye iniyoruz. Urla merkez ile İskele mahallesi arasında çok güzel, ağaçlık birkaç kilometrelik bir yol var.
    İskele mahallesinde denize ulaşınca tam karşınıza, Karantina adası geliyor. Karaya birkaç yüz metre karayolu ile bağlı. Ada, çam ve palmiye ağaçları ile kaplı, Urla Devlet Hastanesi olarak hizmet veriyor. Tesisler, eskiden, Osmanlı zamanında, hac ve deniz yolu giriş yapanların salgın hastalık getirmelerine karşı hizmet vermiş.
    Urla’da nerede yemeli derseniz, İskele merkezde, yan yana balık lokantaları ve katmerciler var. Urla’nın katmeri meşhur, mutlaka yemek lazım.
    Urla’da nerede kalınır derseniz, Urla İskele mahallesindeki Yorgo Seferis Residence en özgün mekan. Adını Nobel Ödüllü Yunan şairi Yorgo Seferis’den alıyor. Yorgo Seferisin gençlik yıllarını geçirdiği bu ev, özgün yapısına uygun restore edilmiş. Butik otel olarak çalışıyorlar, 14 odası var. Denize de 50 metre kadar uzakta, sokak içinde. Diğer dikkatimizi çeken otel, iskeledeki Urla Pera Otel.
    Urla’nın koyları denize girmek için çok cazip olmasa da, Urla’nın bağları ve şarapçılık yükselen trend. “Urla şarabı” markasını oturtmaya çalışıyorlar. İki şarapçılık merkezi var, biri Urla Şarapçılık, nispeten büyük kapasitede çalışıyorlar. Diğeri ise, Urla’da şarapçılığa öncülük eden , Urlice Vineyards. Yurtdışındaki şato şarapçılığa benzer, butik şarapçılık yapıyorlar. Urlice Vineyards gezimizi okumak için tıklayınız.

Urla ve koylarına nasıl gidilir?: Aşağıdaki Google Haritalarda görebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/urla-ve-koylari.html/feed 5
Bir Kır Lokantası:Yörük Aile Evi, Urla http://gezyeic.com/2011/08/bir-kir-lokantasiyoruk-aile-evi-urla.html http://gezyeic.com/2011/08/bir-kir-lokantasiyoruk-aile-evi-urla.html#respond Tue, 23 Aug 2011 08:23:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35627
Urla’nın koylarını keşfetme için dolaşırken Demircili Köyü yolu üzerinde hoş bir kır lokantası ile karşılaştık, Yörük Aile Evi.
    Çam, İncir, Karadut ağaçları, zemin ise çimlerle kaplı bir ortamda saç kavurmadan, pidelere kadar çok geniş bir menüsü var. Bunların dışında mükellef bir kahvaltı yapma imkanınız da var. Bunaltan yaz sıcağında, ağaçlar gölgesinde ahşap masalarda yiyorsunuz, isterseniz sundurma altında kerevetlerde de oturabilirsiniz.
    Biz, vaktimiz az olduğu için, yayık ayran eşliğinde keçi peynirli kapalı pide ve otlu gözleme yedik, hepsi çok lezzetli idi. Fiyatlara gelince hepsi makul, pideler 6-7 lira, kahvaltı ise 10 lira gibi.
    Yörük Aile Evine nasıl Gidilir? : Urla Demircili yolunda, Altınköy Çiftlik Evleri sapağında, Urlaya 12 km. Güzergahı görmek için aşağıdaki Google Haritada görebilirsiniz.
    GPS/Navigasyon Koordinatları : N 38 14 37.74 E 26 42 30.81
]]>
http://gezyeic.com/2011/08/bir-kir-lokantasiyoruk-aile-evi-urla.html/feed 0
Bayram’da Bodrum Diyenler İçin,… http://gezyeic.com/2011/08/bayramda-bodrum-diyenler-icin-en-iyi-mekanlar.html http://gezyeic.com/2011/08/bayramda-bodrum-diyenler-icin-en-iyi-mekanlar.html#comments Mon, 22 Aug 2011 12:55:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35628

Bayramı Bodrum’da geçirmeye karar verdiyseniz, işte size yaşanmış deneyimlerimizden iki büyük otel ve iki de butik otel önerimiz: Hem pırıl pırıl bir deniz, güzel bir kum hem de yeşil ortam içinde olsun diyorsanız size Yalıçiftlik bölgesini öneririm.Bodrum yarımadasının güneyinde, Akyarlar gibi, deniz serindir, kuzeyde ise, denizin temizliğinden şüphe ediyorum, bazı günler denizin üstünde kabarcıklar oluyor. Güvercinlik açıklarında balık çiftlikleri var. Geriye en temiz, en bakir, Yalıçiftlik koyları kalıyor.
 Hapimag Sea Garden: Otelin Bahçesi, botanik bahçesi gibi, yem yeşil, çeşitli çiçekler ve ağaçlar var, iki ayrı koya sahip. Koylardan biri öğleden sonra rüzgar alsa da, diğeri hep sakin oluyor. Deniz Mavi Bayraklı. Yemekleri enfes. Sea Garden, büyük bir otel, yaklaşık 300 odası var. Hapimag Sea Garden Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Club Med Bodrum: Yalıçiftlik’deki kaldığımız ve önerebileceğimiz diğer otel. Birkaç yıl evvel odaları da yenilendi, daha da güzel oldu. Club Med’in yemekleri ise muazzam, Fransız mutfağının eşsiz yemeklerini deneme imkanına sahip oluyorsunuz. Club Med Bodrum da, Sea Garden gibi, büyük bir otel, yaklaşık 250 odası var. Club Med Bodrum hakkındaki yazımız için tıklayınız.
İpek Palaca Boutique Otel: Eğer Yalıçiftlik’de daha küçük, az odalı butik bir otel ise tercihiniz, önerimiz geçen yıl kaldığımız İpek Palace olacaktır. İpek Palace Boutique Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Alkoçlar La Boutique Hotel: Bodrum’da Yalıçiftlik dışında son önerimiz ise Torbadaki Alkoçlar La Boutique olacaktır, gerçek bir butik otelde kalma ayrıcalığını yaşabilirsiniz. Alkoçlar La Boutique Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/bayramda-bodrum-diyenler-icin-en-iyi-mekanlar.html/feed 2
Uzun Bayram Tatili İçin En İyi Lokasyonlar http://gezyeic.com/2011/08/uzun-bayram-tatili-icin-en-iyi-lokasyonlar.html http://gezyeic.com/2011/08/uzun-bayram-tatili-icin-en-iyi-lokasyonlar.html#comments Fri, 12 Aug 2011 11:16:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35629

Uzun Bayram tatili için her bölgede gidilebilecek en iyi otelleri geçmiş tecrübelerimizle derledim:
 Beldibi: Beldibindeki Renaissance Otel. Büyük bir bahçesi var orman gibi, portakal ağaçlarından çam ağaçlarına kadar. Odaları geniş, yemekleri ise enfes. Renaissance Otel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Belek: Antalya çevresinde en beğendiğimiz otel, Lykia World LinksGolf Hotel, Antalya. Odaları muhteşem, yemekler ise harikulade. Lykia World LinksGolf Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Kalkan: Kalkan’da tavsiye edebileceğim en iyi yer, Club Patara. Kalkan’ın deniz suyu hafif serindir, yaz aylarının bunaltıcı sıcaklığı için en iyi çözüm bence. Club Patara hakkındaki yazımız için tıklayınız.
 Marmaris: Eğer denize sıfır bir otel arıyorsunuz, Marmaris Kumlubük’deki Villa Florya Beach Resort. Fakat, Villa Florya Beach Resort’un çok az odası olduğu için rezervasyonda acele etmek gerekir. Villa Florya Beach Resort hakkındaki yazımız için tıklayınız. Eğer Marmaris çok sıcaktır, biraz esinti olsun derseniz, Marmaris Turunç’daki Loryma Resort daha iyi bir çözüm. Loryma Resort, Turunç’a inerken biraz tepede olduğu için, havada bir serinlik oluyor, Marmarisin bunaltıcı sıcaklığını hissetmiyorsunuz. Loryma Resort hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Bodrum: Bodrum, Torbadaki Alkoçlar LaBoutique Hotel, Bodrum için ideal çözüm bence. Gerçek bir Boutique Otel olan Alkoçlar hem tam pansiyon hem de A la cart konseptiyle çalışıyor. Alkoçlar LaBoutique Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Kuşadası: Kuşadasının merkezindeki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, size hem Kuşadasının içinde tatil imkanı veriyor hem de 500 yıllık tarihi bir kervansarayda konaklama imkanınız oluyor. Güzel bir deneyim. Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Cunda: Cunda kalınacak yerler genelde pansiyon işletmeleridir. Cundada kaldığımız Altay Pansiyon, Girit’den mubadele ile gelmiş ailenin işlettiği Cundanın en eski pansiyonu. Avlusundaki kahvaltı doyumsuz. Cunda hakkındaki yazımız için tıklayınız.
Assos: Assos’un en yeni Butik oteli olan Calidus’da birkaç hafta önce kalmıştık. Temmuz’un ortasında açılan Calidus otel, gerçek bir butik otel. Bayram için yer bulabilirmirsiniz acaba. Calidus yazımız için tıklayınız.
Kazdağları: Gündüzleri Assos yolundaki Beach Club’ında denize girip, diğer vakitlerinizi yeşilin içinde konaklamak isterseniz, Yeşilyurt’daki Öngen Country Hotel bayram tatili için iyi bir seçenek. Öngen Country Hotel hakkındaki yazımız için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/uzun-bayram-tatili-icin-en-iyi-lokasyonlar.html/feed 2
Cittaslow: Sığacık, Seferihisar http://gezyeic.com/2011/08/cittaslow-sigacik-seferihisar.html http://gezyeic.com/2011/08/cittaslow-sigacik-seferihisar.html#respond Thu, 11 Aug 2011 12:24:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35630
Bugün Seferihisar’ın bir mahallesi olan Sığacık, Seferihisar’a 5 km uzaklıktadır. Sığacık 12 İon şehrinden biri olup, Teos Antik Kentinin kuzey koyunda kuruludur. 16. yüzyılda inşa edilmiş bir kalesi vardır. Kale içinde geleneksel Sığacık evleri, cami, mescit ve ticaret mekanları bulunmaktadır.
    Seferihisar, Sığacık, Türkiyenin ilk Cittaslow kentidir. İtalyancadan gelen Cittaslow, sakin, yavaş şehir anlamına gelmektedir. Cittaslow kavramı, çarpık yapılaşmaya, küreselleşme ve para kazanma adına kentin bütün değerlerinin hiçe sayılmasına, hızlı ve modern yaşam adına bireyin kendi gelenek, göreneklerinden uzaklaşmasına karşı olan bir kavramdır.
    Sığacık’da nerede yenir dersek; Sığacık koyunda yıllardır hizmet veren iki balık lokantası var, Biri Burç Restaurant diğeri Liman Restaurant, hala hizmet veriyorlar, taze balık için iyi adresler. Son yıllarda, Sığacık’a Teos Marina Kurulmuş, marinada lokantalar ve cafeler var. Biz Burç Restaurantta balığımızı yiyip, Marina Salyangoz Cafe/Bar’da Damla Sakızlı Türk Kahvemizi içtik, mükemmel idi. Gerçek Damla Sakızından yapmışlar, damla sakızının o aromasını yoğun alıyorsunuz.
    Sığacık kalenin arkasında, denize nazır Paşa Kaptanın Yeri Cafe’yi ziyaret etmeyi ihmal etmeyin derim. Kendine özgü çok değişik bir dekorasyon ve görünümü var. Kavak Yellerinin çeşitli bölümleri de burada çekiliyor.
    Sığacık’da nerede kalınır dersek; Sığacık çok yıldızlı oteller falan yok, pansiyonculuk ön planda. Pansiyon olarak Teos pansiyon dikkatimizi çekti, denizin hemen önünde. Otel olarak üç otel/motel ön planda, Biri Dali’s Motel, diğeri Teospa Otel bir de Dağ Motel. Hem Teospa hem de Dali’s Sığacık koyunu ve marinayı gören bir tepede, aynı sokaktalar. Dağ Motel ise, koyun karşı kıyısında. Biz Dali’s Motelde kaldık, fiyatı çok hesaplı idi ve bu fiyata böyle bir yer çok iyi geldi bize. Manzarası ise, tüm sığacık koyu ve marina ayaklarınız altında. Teospa’da ise Kavak Yelleri dizisinin çekimleri gerçekleştiriliyor, dizide adı Teos Deniz Otel diye geçiyor. Bu iki otel dışında, Sığacık dışındaki bir koyda, sadece İngiliz misafirlere hizmet veren, Neilsen Beach Plus Club var.
    Sığacık merkezden denize girme imkanı yok, o nedenle çevredeki koylardaki plajlardan girmek mümkün. Bunlardan, Akkum Plajı, Ekmeksiz Plajı en çok tercih edilenler. Akkum plajına giriş ücretsiz olmasına karşılık, Ekmeksiz plajına giriş ücretlidir.
    Gezi olarak, kale içi sokaklarda yürüyüş yapabilirsiniz, eğer günlerden Pazar ise, sadece Seferihisar üreticilerinin ürettiği malların satıldığı Sığacık pazarını gezebilirsizi. Çevre gezisi olarak, Teos antik kalıntıları görülebilir.
    Sığacık’dan sonraki gezi yolumuz, Urla ve koyları. Urla ve koyları hakkındaki anılarımızı görmek için tıklayınız.

Sığacık’a nasıl gidilirin cevabı ve çevre gezileri için aşağıdaki Google Haritadan bakabilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/cittaslow-sigacik-seferihisar.html/feed 0
Calidus Hotel, Assos http://gezyeic.com/2011/08/calidus-hotel-assos.html http://gezyeic.com/2011/08/calidus-hotel-assos.html#respond Mon, 08 Aug 2011 13:57:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35631
Sivrice koyundaki Berceste Otel‘den sonra, Kuzey Ege seyahatimizin ikinci durağı, Calidus Otel.
    Calidus Otel, Assos’un en yeni butik oteli, Temmuz 2011 ortası kapılarını açmış misafirlerine ve biz de nerdeyse ilk misafirlerdeniz.
    Assos diyorum ama Assos’un içinde değil, Küçükkuyu’dan Assos’a giderken 14. kilometrede, Sazlı mevkiinde.
    Calidus Otel, sektördeki pek çok butik otelin tersine gerçek bir butik otel. Ülkemizde butik otel diye bir standard olmadığı için, az odalı 2 yıldızlı oteller biraz mefruşatlarını değiştirip biraz da farklı birkaç obje koyarak butik diye pazarlıyorlar kendilerini, fakat banyolarına bir şampuan bile koymuyorlar.
    Calidus Otelde abartısız, sade bir güzellik, şıklık var, işletme sahibi Celal Bey misafirleri ile tek tek ilgileniyor, beklentilerini öğrenmeye çalışıyor, rahat etmelerini sağlıyor. Calidus Otel, 20 dönümlük denize sıfır arazilerinin şimdilik 7-8 dönümlük kısmına kurulmuş, tamamı zeytin ağaçları ile kaplı bir alanda sadece 30 odaya sahip. Bahçede pek çok obje var, sabanlardan çiçek sepetine dönüştürülmüş çocuk beşiklerine kadar.
    Calidus Otelin denizi muazzam, çünkü İşletme Sahibi Celal Turhan Bey, denizin içindeki bütün taşları toplatmış ve bahçede kaldırım taşı olarak kullanmış. Bu bölgede deniz taşlık olmasına rağmen, Calidus Otelde denizin hem içi hem dışı ince bir kuma sahip. Assos’un havası çok güzel, nem yok, o nedenle çok rahat, bunalmadan bir tatil geçiriyorsunuz. Zeytin ve çam ağaçlarının altında çimlerin üzerinde rahat rahat tatilinizi geçiriyorsunuz, kitabınızı okuyorsunuz.
    Calidus Otel yarım pansiyon konseptiyle çalışıyor, yemekleri güzel. Akşam yemeğinde ilkin bir çorba veriyorlar, o kadar başarılı ki , yaz günü bile çorbayı içmeden edemiyorsunuz.Daha sonra 12-15 çeşitlik bir meze menüsü veriyorlar. Ege otları ve ege mutfağı ağırlıklı mezelerde. Daha sonra ana yemek ve tatlı/meyve tercihi. Tatlı olarak, dondurmalı irmik helvası vardı bir gün, başka bir gün ise yufka arası muhallebi kıvamında yöresel bir tatlı. Bunların dışında, parfesi ise çok başarılı idi.
    Calidus Otel, bu bölgede pek alışık olmadığımız bir şekilde çok kaliteli, işini bilen personel kullanıyor.
    Otele 12 yaşından küçüklerin alınmadığını da belirtmek isterim

Eğer çevre gezisi yapmak isterseniz, yaklaşık 10 km ötedeki Assos köyü ve Assos Antik limanı ziyaret edebilirsiniz. Bunun dışında Kazdağları Yeşilyurt köyü de mutlaka gezilmeye değer bir yer.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/calidus-hotel-assos.html/feed 0
Assos (Behramkale) http://gezyeic.com/2011/08/assos-behramkale.html http://gezyeic.com/2011/08/assos-behramkale.html#comments Fri, 05 Aug 2011 20:17:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35632
Son yılların yükselen tatil merkezlerinden Assos. Tabii, eski adı Assos, yeni adı Behramkale deyince, esasında iki farklı lokasyondan bahsediliyoruz. Biri, antik liman çevresinde kurulu güzel otellerin ve balık lokantalarının bulunduğu Assos antik liman , diğeri ise bu limana gelmeden birkaç kilometre gerideki Assos- Behramkale köyü.
    Assos antik limana, döne döne, dar bir yoldan iniyorsunuz. Assos da nerede kalınır sorusuna cevap olarak; limanda, benim gördüğüm üç güzel otel var, biri Nazlıhan Butik Otel, Kervansaray Otel ve Assos Otel. Bu otellerin önünde ise, yan yana balık lokantaları. Limanın biraz dışında ise, Eden Garden, 4 yıldızlı oteli mevcut.
    Assos köyü ise, çok küçük 150 hane kadar, dar, taş, yokuş sokakları ile güzel bir köy. Turizmi keşfetmiş, turizm ile kalkınmaya çalışıyor. Her sokakta köy kadınlarının kurduğu takı, hediyelik eşya stand’larını görebilirsiniz. Assos köyünde ise daha çok pansiyonculuk ön planda, otel olarak ise , Asosyal Oteli gördüm.
    Assos köyünde, Leleg’e uğrayabilirsiniz, resim veya seramik alabilirsiniz, ilginç seramikler var. Bunu dışında, köyün çıkışında, Cam Sanatçısı Pelin İnal’ın cam atölyesini mutlaka gezmelisiniz. O kadar güzel eserler arasından, bir şeyler almadan çıkmak imkansız gibi. Dik taş sokaklarda gezerken yorulduğunuzda ise, köy meydanındaki köy kahvesinde, fincanda pişen doğal damla sakızlı Türk kahvesi içmeyi ihmal etmeyin. Assos köyünün bir de peynir helvası meşhur ama akşam saatine kalmadığı için tatmak nasip olmadı.
   Assos’un çevresinde denize girmek için koylar var; Kadırga Koyu, Sivrice Koyu ve Sokakağzı Koyu. Kadırga koyu, Assos’a gelmeden birkaç km beride, hafif çakıl bir kumsalı, denizin berraklığı ise muazzam. Kadırga koyunda yan yana oteller var, Eden Beach, Assos Park Otel, Hunters Otel, Troy Otel. Sivrice koyu ise, Assos köyünden 8 km kadar yukarda, bu koyda ise Berceste Otel var. Sokakağzı koyu ise Sivrice koyunun devamı şeklinde ve otel olarak Bertiz Butik Otel mevcut. Sivrice ve Sokakağzı koylarında çeşitli pansiyonlar da var.
    Assos’a Küçükkuyu’dan 24 kilometrelik bir güzel bir yolla ulaşıyorsunuz. Bu yol boyunca, yan yana küçük oteller ve pansiyonlar mevcut. Butik otel olarak, en güzeli Calidus Otel, mükemmel. Bunun dışında, Sazlı Sardunya butik moteli, Maviş Otel, Kanara Otel, Villa Del Mar’ı sayabiliriz.

Assos’a nasıl gidilir?: Assos’a ulaşım için aşağıdaki Google Harita’ya bakınız.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/assos-behramkale.html/feed 3
Hotel Berceste, Sivrice Koyu http://gezyeic.com/2011/08/hotel-berceste-sivrice-koyu.html http://gezyeic.com/2011/08/hotel-berceste-sivrice-koyu.html#respond Sun, 31 Jul 2011 21:11:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35633
Bu seyahatımıza Çanakkale Ayvacık’tan başlıyoruz. İlk durağımız Ayvacık, Sivrice koyundaki Berceste Otel. Berceste Otel, Ayvacık Bektaş köyünün çıkışında, Sivrice Feneri karşısında yamaçta. Yamaçta olduğu için de muazzam manzaraya sahip. Buranın diğer bir özelliği ise, Midilli adasına en yakın nokta olması.
    Sivrice Fenerinin öyküsü ise ilginç; Fener, Fransızlar tarafından 1863 yılında kurulmuş, yani yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip. Sonra 1940 larda onarılmış ve günün teknolojisine uyarlanmış. 2008 de ise, Hacer ve Yücel Sayman çifti 10 yıllığına kiralamış. Sivrice Fenerinin 500 kitaplık bir kütüphanesi de var ama kapı kilitli olduğu için ziyaret etme şansımız olmadı, maalesef.
    Berceste Otel, ortaçağ şatolarını andıran kendine özgü bir mimariye sahip. Yanında akşam yemeklerinin yendiği açık hava restaurantı var, onun mimarisi de insanı eski çağlara götürüyor. Özgün mimarisini anlatmak yerine yukarıdaki foto galeriye bakmanızı öneririz. Restauranta oturduğunuzda, aşağıda Sivrice fenerini, Sivrice ve Sokakağzı koylarını ve karşıda Midilli Adasını görüyorsunuz. Midilli Adası o kadar yakın ki, nerdeyse çıplak gözle evleri göreceksiniz.
    Berceste Otelin ahşap ağırlıklı odaları da farklı, yataklar ise ahşaptan yapılmış taht havasında, sadece 9 odası mevcut.
    Berceste Otelin kahvaltısıda çok güzel, gerçek köy kahvaltısı, tereyağı hariç. Köyün hemen yanında olmasına rağmen, kahvaltıda Pınarın plastik ambalajlı tereyağını veriyorlar. Akşam yemekleri ise çok zayıf. Berceste Otelin restaurantının manzarası çok güzel olmasına rağmen, güzel keyifli bir akşam yemeği ile, bu manzaranın hakkını veremiyorsunuz, maalesef. İşletmesi, biraz pansiyonculuk modunda gibi, bize zayıf geldi.
    Denize girmek için araba ile aşağıya indik, 500m mesafede Sivrice koyundan veya biraz daha ilerde Sokakağzı koyundan denize girmek mümkün. Her iki koydada, deniz kenarı taşlık, denize iskelelerden giriyorsunuz. Heriki koydada, şezlong, şemsiye ve yemek, içeçek veren cafeler var. Fakat oldukça sakinler. Sokakağzı koyunda, Kadıköy’de Son Gemi isimli Cafeye işleten kişiler buradada Cafe/Pansiyon işletiyor. Biz Son Gemi’de yiyip, içtik, güzeldi, fiyatlar da makul. Sokakağzı koyunun sonunda ise Bertiz Butik Otel bulunuyor.
    Bu koylarda sürekli şal, fular satan Yörük kadınları dolaşıyor, 5-20TL arası bir şeyler almanız mümkün.
    Berceste Otele nasıl gidilir; ya Ayvacık üzerinden ya da Assos üzerinden gelebilirsiniz. Küçükkuyu-Assos yolunu takip edip, Assos (Behram) Köyünden yaklaşık 8 km ve biz bu yolu kullandık, tavsiye ederiz.

Sivrice koyundan sonraki durağımız, Küçükkuyu-Assos arasındaki Calidus Otel.

]]>
http://gezyeic.com/2011/08/hotel-berceste-sivrice-koyu.html/feed 0
Balayı İçin Özgün 5 Mekan ! http://gezyeic.com/2011/07/balayi-icin-ozgun-5-mekan.html http://gezyeic.com/2011/07/balayi-icin-ozgun-5-mekan.html#respond Mon, 11 Jul 2011 18:40:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35634
Eğer balayınızın özel olmasını istiyorsanız, gidebileceğiniz mekanlar sınırlıdır. Yüzlerce hatta binlerce kişi ile bir arada balayı yapmak isterseniz, 5 veya 5+ yıldızlı otellere gidebilirsiniz.
    Bunların içinde balayı için en çok tutulanı Antalya Belek’deki Adam &Eve’dir. Fakat, daha küçük, özgün bir mekan tercih ederseniz, işte size 5 öneri:
    1. Bodrum, Torba’daki La Boutique Alkoçlar. Odalarının çoğunluğu suit olup, tam pansiyon ama yemekleri a la cart olan bir mekan. La Boutique Alkoçlar hakkındaki yazımız için tıklayınız.
    2. Çakalini : Kazdağlarında, beş dönümde kurulu çiftlikte, sadece 8 odası olan özel bir mekan. Çiftliğin her mekanında sanatçı sahiplerinin estetik dokunuşlarını fark ediyorsunuz. Sakin bir ortam için ideal mekan. Çakalini hakkındaki yazımız için tıklayınız.
    3. Paradise Garden: Ölüdeniz sırtlarında orman içinde 30 dönümlük botanik bahçesi gibi alanda sadece 27 odası olan bir butik otel. Paradise Garden hakkındaki yazımız için tıklayınız.
    4. Patara Prince Resort: Kalkan’da mavi bayraklı muazzam bir denize sahip Patara Prince Resort, büyük bir alanda yerleşik. Bu alanda devre mülkler, villalar ve bir de butik otel var. Balayı için, Butik otel kısmı ideal. Patara Prince hakkındaki yazımız için tıklayınız.
    5. Olympos Lodge: Antalya Çıralı’da Türkiyenin en eski butik otellerinden. Tarkan dahil pek çok yerli ve yabancı sanatçının tercihi. Fiyatları diğerlerine göre oldukça yüksek. Bahçesinde tavus kuşları gezen, her tarafta kumkuat, limon, portakal, palmiye ağaçlarının olduğu sayılı odası olan çok çok özel mekan.
]]>
http://gezyeic.com/2011/07/balayi-icin-ozgun-5-mekan.html/feed 0
İstanbulda Mardin : Cercis Murat Konağı http://gezyeic.com/2011/07/istanbulda-mardin-mutfagi-cercis-murat-konagi.html http://gezyeic.com/2011/07/istanbulda-mardin-mutfagi-cercis-murat-konagi.html#respond Sun, 03 Jul 2011 20:31:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35635
    Mardin Mutfağını görmek ve tatmak için Mardin’e gitmeye gerek yok, Mardin mutfağının en önemli temsilcisi olan Cercis Murat Konağının Suadiye sahil yolundaki İstanbul şubesinde Mardin’e gitmiş kadar oluyorsunuz.
    Biz genelde dışarıda yemek istersek deniz ürünlerini tercih ediyoruz, bu sefer her zaman önünden geçtiğimiz ve medyada ismi çok geçen Mardin ve Süryani mutfağını deneyelim dedik, ve hiç pişman olmayıp tam tersi çok mutlu olduk.
    Cercis Murat Konağında sunumlar ilginç, hoş ritüellerle karşılaşıyorsunuz. İlk olarak, sınırsız Süryani şarabı ikram ediliyor, ama şişe ve kadeh kullanımı yok. Kadeh yerine bakır kase’de içiyorsunuz, şarap servisi ise şişeden değil, bakır bakraç’tan “küçük kepçe” ile yapılıyor.
    Süryani şarabı, ilk tattığımızda, genellikle kışın kayak merkezlerinde sunulan sıcak şarabı anımsattı, karanfil aroması var sandık ama mahlep imiş. Çok hoş bir şarap, mutlaka denemek gerek. Soğuk meze tabağı diye kocaman bir bakır tepsi içinde, her biri bakır büyük kaşıklara konmuş 10 farklı meze çeşidi ve manda yoğurdu geliyor. Resimde daha iyi görebilirsiniz. Bu mezelerin lezzeti muazzam, insan sadece bunları yiyip kalkmak istiyor.
    Tarçın, Kişniş, Mahlep, Zencefil, Yeni Bahar, Sumak, Pul Biber , nar ekşisi ve badem “Mardin Mutfağı” ‘na zenginlik katan malzemeler olunca, mezelerin tadı da çok farklı oluyor. Mesela, kurutulmuş domates salatası, yeşil mercimek salatası, firik salatası, sebzeli patlıcan, humus, muammara, aklımızda kalanlar.
    Salata olarak ise fettuş ise inanılmaz lezzet, sanıyorum kökü Lübnan mutfağına dayanıyor. Ara Sıcak olarak, Bademli içli köfte yiyoruz. Süryani mutfağında, gördüğüm kadarıyla, köfte içi daha yağsız kullanılıyor. Bademli içli köfte de böyle, iç malzemesi daha yağsız. Ana yemek olarak, Süryani içli köftesi yani Kitel Raha yiyoruz.
    Tatlı ise, pekmez peltesi üstü dondurma çok başarılı idi.
    Sonra , bir ibrik ile geliyorlar ve bakır kap içine gülsuyu ile elinizi yıkıyorsunuz, ve çok güzel bir güllü lokum ikram ediyorlar. Böyle bir güllü lokumu daha evvel hiç tatmamıştım. Kapanış ise, doğal olarak mırra ile oluyor, mırra bizim bildiğimiz espresso ya çok benziyor, aynı sertlikte ve tek seferde içiyorsunuz. Tabii, bu mırra içiminde de bir ritüeli var, ve size mırra ikram eden garson, mırrayı ilk içenden kendisini evlendirmesi gerektiğini vs. anlatıyor  Cercis Murat Konağının Suadiye sahil yolundaki merkezinde açık havada oturuyorsunuz, ortam ve ambians çok hoş, biz mutlu olduk.
   Fiyatlar ise, kişi başı ortalama 60TL civarında.

Yazarın Notu: Cercis Murat konağı,2012 başında, Bostancı sahilyolundan Batı Ataşehir’e taşınmıştır.

]]>
http://gezyeic.com/2011/07/istanbulda-mardin-mutfagi-cercis-murat-konagi.html/feed 0
Polonezköy’de Kahvaltı: Leonardo, İstanbul http://gezyeic.com/2011/06/polonezkoyde-kahvalti-leonardo-istanbul.html http://gezyeic.com/2011/06/polonezkoyde-kahvalti-leonardo-istanbul.html#comments Sun, 26 Jun 2011 19:31:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35636
    İstanbul civarında doğa içinde, yeşillikler arasında güzel, dingin bir gün geçirebilmek için güzel küçük bir belde var. Polonezköy.
    Hafta içi kahvaltı için, Polonezköy’e gidiyoruz, seçtiğimiz mekan: Leonardo Restaurant & Cafe. Leonardo, Polonezköy’ün tam merkezinde, en eski mekanlardan biri, hafta içi kahvaltı, haftasonu brunch veriyor. Kahvaltı fiyatı 25TL kişi başı, brunch ise 65TL sanırım. Polonezköy Leonardo, yeşillikler içinde, hoş bir mekan, havuzu da var. Kahvaltı tabağında, otlu peynir, tulum peyniri, beyaz peynir, kaşar, pastırma, zeytin, jambon, tereyağ, yumurta falan var. Değişik ve özel olanı ise reçel tabağı, kendileri özel yapıyorlarmış.
    Kahvaltı’dan sonra, dar ve yeşil Polonezköy sokaklarını gezebilirsiniz, fotoğraf çekebilirsiniz.
    Polonezköy’e iki farklı yoldan gelebilirsiniz, biri TEM’in Ümraniye, Şile sapağından girip Şile istikametinde devam etmek ve Polonezköy, Saklıköy, At Çiftlikleri tabelalarını görünce sola sapmak , tabelaları takip ederek Polonezköy’e ulaşmak. Diğer yol ise, gene TEM’den Kavacık sapağından girmek ve Beykoz Konakları önünden devam edip, Polonezköy’e ulaşmak. Ben, Şile yolundan gelip, Beykoz, Kavacık üzerinden döndüm. Her iki yolda çok güzel ve manzaralı. Fakat, haftasonları, özellikle pazar günleri bu yolları düşünemiyorum 🙂 Tercih sizin 🙂
   Polonezköy’de yatacak otel ve pansiyonlar da var, eğer haftasonu kalmak isterseniz. Polka Country Hotel, Gülayım Otel, Club Adampo, Köşem Konaklama, Hera Pansiyon, Köyevi Pansiyon, bunlardan bazıları.
    Polonezköy’e yakın ama Polonezköy’ün dışında ise, Saklıköy Country Hotel&Club bulunmaktadır. İsaklı Köyündedir. Saklıköy Country Hotel&Club, çok nezih, çok özel bir yerdir, butik binicilik kulübü de diyebiliriz. 48 box’lık at oteli, toplam 4 manege ve 3 çim padok mevcuttur. Saklıköy, tamamen üyelik sistemi ile çalışır, yani dışarıdan bir yemek yemek için veya ziyaret amacı ile giremezsiniz, mutlaka üye olmak gerekir, bunun dışında sadece firmalara veya büyük gruplara, ana yerleşimin yanındaki piknik alanında günübirlik piknik imkanı vermektedirler. Saklıköy ismi, Şile’deki Saklıkent ile karıştırılabilmektadır.

GPS/Navigasyon Koordinatları:N41 06 36.59 E29 12 44.45

Daha Büyük Google Haritada Görüntülemek için Tıklayınız

]]>
http://gezyeic.com/2011/06/polonezkoyde-kahvalti-leonardo-istanbul.html/feed 3
Otoban Üzerinde Bir Botanik Bahçesi, Ataşehir, İstanbul http://gezyeic.com/2011/06/otoban-uzerinde-bir-botanik-bahcesi-atasehir-istanbul.html http://gezyeic.com/2011/06/otoban-uzerinde-bir-botanik-bahcesi-atasehir-istanbul.html#comments Thu, 09 Jun 2011 20:43:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35637
Otoyola inat, doğal hayat!
    İstanbul’da TEM otobanı ile Çamlıca bağlantısı arasında kalan kısımda bir botanik bahçesi var, adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Tamamen toplumsal amaç ile Nezahat Gökyiğit ve Ali Nihat Gökyiğit vakfının biyolojik çeşitliliğin önemini vurgulamak ve göstermek için kurduğu bir bahçe.
Giriş ücretsiz, büyük bir otoparkı da var. Ulaşımı şimdi daha da kolaylaştı, Ataşehir’in girişindeki, Emniyet Müdürlüğünün hemen yanından giriliyor. Sonra bir menfez (tünel) içinden yürüyerek otobanın öbür tarafına geçiyorsunuz. Bu menfezin içinde de gene, duvarlarda bitkiler üzerine bir foto galeri bulunmakta.
    İçerde herhangi bir yiyecek ve içecek satılmıyor, yanınızda bir şeyler götürebilirsiniz. Bir alan mesire amacıyla ayrılmış, çimlerin üzerine herhangi bir şey sermeden oturabiliyorsunuz. Mesire alanının dışında çok büyük bir alanda , çeşitli bitkiler yetiştiriliyor, çeşitli bahçeler var. İlgi duyduğunuz bitkilerin isimlerini etiketlerinden ve bilgi takdim levhalarından öğrenebilirsiniz.
    En dinlendirici köşelerden biri de Nilüfer havuzları. Bunun dışında, kaya bahçeleri, kaya çatlağı bahçesi, soğanlıklar, kaktüs ve etli bitkiler bahçesi, Kurak ve Çorak Bahçe de farklı bitkileri görmek , incelemek mümkün.

GPS için Koordinatlar: N40 59 48.38 E29 07 10.74

]]>
http://gezyeic.com/2011/06/otoban-uzerinde-bir-botanik-bahcesi-atasehir-istanbul.html/feed 3
Paradise Garden Butik Otel, Ölüdeniz http://gezyeic.com/2011/05/paradise-garden-butik-otel-oludeniz-fethiye.html http://gezyeic.com/2011/05/paradise-garden-butik-otel-oludeniz-fethiye.html#comments Fri, 13 May 2011 17:28:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35638
    Ölüdeniz’e inerken sağda 30 dönümlük kocaman arazi içinde sadece 27 odası olan bir butik otel var, Paradise Garden Butik Otel. Ülkemizde genel de küçük oteller veya butik oteller küçük bir alanda bulunur, oda konforu ve aksesuarlarla farklılık yaratılmaya çalışılır. Paradise Garden da ise, bugüne kadar hiç karşılaşmadığım büyük bir bahçe üzerinde ağaçlarla ve çiçeklerle kaplı çok etkileyici bir cennet var.
    Ağaçlardan, çam ağacı yanında, portakal, limon, nar ve üzüm asmaları yoğun. Mevsiminde gittiyseniz, meyveleri yerlere kadar sarkan narenciye ağaçlarının dallarından koparıp yiyebilirsiniz.
    Çiçekler den ise, güller, rengarenk begonviller, yaseminler, hanımelleri en çok görünenler. Akşam olduğunda, yaseminlerin, hanımellerin kokusu çevreyi sarıyor.
    Paradise Garden, Ölüdenize inen yamaçta, dolayısıyla, denize girmek isterseniz, Ölüdenizdeki Belçekız plajına veya daha önemlisi Ölüdeniz Milli Parkına inebilirsiniz. Ölüdeniz Milli Parkından, eskiden Türkiye’nin turizm reklamlarında kullanılan fotoğrafın çekildiği yer olan Ölüdeniz Lagoon’dan, o muhteşem yeşil lacivert denize girebilirsiniz.
    Eğer Denize girmek istemezseniz, üç havuz var. Biri mağara içine oyulmuş üç havuzdan birine girebilirsiniz. Benim önerim, çevresi portakal , mandalina ağaçları ve üzüm asmaları ile kaplı, Babadağları ve Ölüdeniz manzaralı havuz.
    Paradise Garden Otel’de iki muhteşem trekking imkanı var. Biri, otelin hemen arka kapısından çıkıp çam ormanı içinde saatlerce yürüyebileceğiniz bir güzergah. Bu güzergahta, Ölüdeniz Lagoon’un fotoğrafını tepeden çekebilirsiniz. Bu güzergahtaki fotoğraflar için, yukarıdaki foto galerimize bakabilirsiniz. Diğer güzergah ise, 509 kilometrelik tarihi Lykia- Olympos yolu. Babadağ’dan başlayan bu yolun başlangıç noktası, Paradise Garden Otel’in 500 metre ötesinde.
    Kahvaltı ve yemeklerinizi, terasta alıyorsunuz, terasın manzarası ise Babadağ ve Ölüdeniz. Çok dinlendirici, huzur verici ortam.
    Paradise Garden’na gittiğinizde, çeşitli çevre turları yapabilirsiniz. Sadece 4-5 km ötedeki Kayaköy ‘ü mutlaka görmelisiniz. Bunun dışında, Fethiyenin çeşitli koylarını ve plajlarını gezebilirsiniz: Milli Park, Kırdak plajı, Belçekız plajı, Çalış plajı , Faralya, Kabak koyu, Kelebekler Vadisi, Günlükçü koyu, Katrancı koyu, Yeşil Üzümlü Köyü, Saklıkent Kanyonu. Tarihe meraklı iseniz, Tilos harabeleri görülebilir.
Diğer yandan, Paradise Garden Butik Otel, Fethiye ve çevresinde yaşayan İngilizlerin, düğün törenleri için tercih ettikleri bir mekandır. Tatilinizi yaparken, böyle bir İngiliz düğününe tanık olma ihtimaliniz de mevcut 🙂

Paradice Garden, Ölüdeniz hakkında daha önceki yazımız için tıklayınız.
Paradise Garden Butik Otel’den başka Ölüdeniz bulunan oteller şunlardır:
Tam Ölüdeniz Lagoon’da bulunan Club Hotel Meri, Kırdak Milli Parkının yanında Lykia World Ölüdeniz Tatil Köyü, Tam Belçekız plajına sıfır Oyster Residences Ölüdeniz, Hisarönü’nden Ölüdenize inerken yamaçda ise, Montana Pine Resort Hotel, Belle Vue Hotel ve St. Nicholas Park Hotel.

]]>
http://gezyeic.com/2011/05/paradise-garden-butik-otel-oludeniz-fethiye.html/feed 2
Beypazarı, Ankara http://gezyeic.com/2011/05/beypazari-ankara.html http://gezyeic.com/2011/05/beypazari-ankara.html#comments Fri, 13 May 2011 15:45:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35639
     Safranbolu ve Eskişehir Odunpazarı Evlerinden sonra Beypazarı da restore edilen konakları ile kültür turizmine kazandırılmış ve marka kent yaratılmış. Ankara’dan gidenler için günübirlik, İstanbul’dan gidenler için ise bir gece yatmalı gezilebilecek güzel bir yer.
Beypazarında en çok havuç yetiştiği için, kentin simgesi havuç. Beypazarına geldiğinizde sizi, meydanın ortasında kocaman bir havuç karşılıyor, ortasından meydanı aydınlatan aydınlatma direği çıkıyor, bence pek estetik değil 🙂
Beypazarına, Ankara yönünden geliyorsanız, Ayaş üzerinden yaklaşık bir saatlik otomobil seyahati ile ulaşabilirsiniz. İstanbul’dan gelen ler için iki farklı güzergah var, biri Bolu üzerinden otoban ile gelmek, diğeri ise Adapazarı Taraklı, Göynük, Nallıhan üzerinden gelmek. Biz bu ikinciyi tavsiye ederiz, çeşitli kasabaların içinden geçip, doğa içinde sürüş yapabilirsiniz.
Beypazarında ne yapılır derseniz, trafiğe kapalı dar bir sokakta yürüyüş yaparsınız. Burada alışveriş yapabilirsiniz. Her dükkan önünde bulunan, köy kadınlarının anında sıktığı havuç suyundan içebilirsiniz. Beypazarının meşhuru “kuru” su , Ev baklavası veya cevizli sucuk alabilirsiniz. Bugüne kadar yediğim en güzel cevizli sucuktu. Beypazarı kurusu, sadece Beypazarında yapılıyor ve bir sene tazeliğini koruyormuş, ben o kadar bekletemedim, iki günde tükettim 🙂 Ayrıca, dükkanların önünde köylülerin toplayıp getirdiği dede sakalı, gibi çeşitli otlardan satın alabilirsiniz.
Kahvaltı etmek için bizim gittiğimiz mekan; İnözü Vadisindeki, İnözü çayının kenarındaki Cevizli Bağ Tesisleri. Cevizli Bağ Tesisleri, Kıbrısçık yolu üzerinde, Beypazarına 3-5 km mesafede, yöresel bir kahvaltı edebilirsiniz. Kahvaltıda Yöresel yemek olarak, sacda “mumbar içi” getiriyorlar, sucuk içinin sacda kavurması.Öğle yemeği veya birşeyler için tarihi “Taş Mektep”i öneririz.
Beypazarında restore edilmiş çeşitli konaklar var, bunları gezebilirsiniz. Gezilecek yerler olarak, Beypazarı Tarih ve Kültür Müzesini tavsiye ederiz. Hafız Mehmet Nurettin Karaoğuz tarafından bağışlanan 150 yıllık konak, “Beypazarı Tarih ve Kültür Evi” olarak kullanılmaktadır. Müzede Beypazarı ve yöresinin kültür ve tarihini yansıtan eserlerle Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalan çeşitli tarihi eserler sergilenmektedir. Etnografik yapıya sahip müzede bir de gelin odası bulunmaktadır.
Diğer bir görülecek yer; Beypazarı Kent Tarihi Müzesi. 1928 yılında inşa edilmiş Rüstempaşa Okulu, tarihi değerlerin sergilendiği Beypazarı Kent Tarihi Müzesine dönüştürülmüş. Beypazarı ile ilgili ilk çağlardan günümüze kadar olan tüm tarihi seyirleri, maketler, kalıntılar, dönem eserleri ve tüm belgelerle Kent Tarihi Müzesi’nde görebiliyorsunuz. Şehri tepeden seyretmek için de Hıdırlık Tepesine çıkabilirsiniz.
Beypazarı sokaklarında dolaşırken, el dokuması kumaşlar almak isterseniz, Dokumacı Hayati’ye uğrayabilirsiniz. Babadan oğula geçerek bir kaç nesildir, bu işi yapıyorlar. Güzel kumaşları var. Diğer bir uğramanız gereken yer ise, “Erdemli Han Sanat Evi”. Ev aksesuarı olarak, değişik objeler var.
Beypazarından İstanbula dönerken ise, Göynük’e uğramanızı ve Paşazade Göynük Sofrasında yemek molası vermenizi tavsiye ederiz. Etli yaprak sarma ve keşli cevizli tereyağlı mantı ve eriştesi muazzamdı.
]]>
http://gezyeic.com/2011/05/beypazari-ankara.html/feed 2
Atpazarı, Koyunpazarı, Ankara http://gezyeic.com/2011/05/atpazari-koyunpazari-ankara.html http://gezyeic.com/2011/05/atpazari-koyunpazari-ankara.html#respond Fri, 06 May 2011 12:02:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35640
Ankara’nın bin yılık ticaret merkezi olan mekanları geziyoruz, Atpazarı, Koyunpazarı. Ankara Kale girişinde meydanda iki büyük tarihi han var. Biri Çukurhan, diğeri Çengelhan. Çukurhan, restore edilmiş ve Divan butik otel olarak hizmet veriyor. Çengelhan ise, Koç grubu olarak restore edilmiş, Rahmi Koç müzesi ve Divan Brasserie/Cafe olarak hizmet veriyor.
Bu meydanın biraz ilerisi At Pazarı oluyor.Eskiden at alım satımı yapılan At Pazarı, şimdilerde ise bakliyatçılara ev sahipliği yapıyor. Çengelhan’dan yokuş aşağı inen yol, Koyun Pazarı. Dar bir sokak, iki tarafında değişik küçük dükkanlar var,bu dükkanlarda yok yok. Dokuma,bakır,çömlek,hasır,deri,geleneksel el sanaları,çeşitli takı ve süs eşyaları. Koyun Pazarının sonu, Saman pazarına iniyor.
Koyun Pazarı sokağının paraleli, Can sokak. Orada da benzer dükkanlar, halıcılar vs. mevcut. Can sokağının sonunda ise, Ali Şerafettin Camii.
Yorulduğunuzda, 1789 yılından kalma pirinç Han’da mola verebilir, birşeyler yiyip içebilirsiniz.
]]>
http://gezyeic.com/2011/05/atpazari-koyunpazari-ankara.html/feed 0
Mykonos Balık, Caddebostan, İstanbul http://gezyeic.com/2011/05/mykonos-balik-caddebostan-istanbul.html http://gezyeic.com/2011/05/mykonos-balik-caddebostan-istanbul.html#respond Fri, 06 May 2011 07:53:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35641
Caddebostan İskele Sokak, artık Caddebostan Barlar sokağı olarak da anılıyor. Bu sokakta pek çok balık lokantası mevcut, hemen hemen hepsi yunan lokantası havasında. Bunlardan bazıları; Mykonos, Egeo, Kavala, Rakı & Balık.
Biz bu gece, Mykonos Balık’ı tercih ettik. Mykonos Balık, dekorasyonu çok hoş, küçük mavi masalar, duvarlardan sarkan çeşitli objeler. Objeleri, Foto Galeriden görebilirsiniz.
Mykonos Balık’ın menüsü bana göre çok kuvvetli değil. Ben gibi, Balık yemek yerine, çeşitli deniz ürünleri yemek isteyenlere biraz az bence.
Soğuk mezeler olarak, dikkat çekenler, Kaya Koruğu, Turp otu gibi ege otları, peynirli biber dolma, acı ezme. Sıcak mezelerde, her balık lokantasındaki gibi,kalamar, tereyağda karides güveç, balık kokoreç, hardal sosda marine edilmiş levrek ve levrek beğendi. Marine edilmiş levrek, güzeldi.
Tatlı olarak, fırınlanmış helva.
Eğer, pavurya bacağı, kalamar ızgara veya kalamar dolma gibi farklı deniz ürünleri yemek isterseniz, doğru adres Küçükyalı sahil yolundaki balıkçılar, bence. Fakat, sıcak ortam, ambiyans, yunan havası, vs. açısından tavsiye ederim.
Fiyatlara gelince; soğuk mezeler, sıcak mezeler, şarap ve rakı, adam başı yaklaşık 70 lira tuttu. Yani, Balık ve tatlı/meyve yok. Ama hem ambiansı ve hemen bağdat caddesi yanında olması hem de bir balık lokantası olması açısından bakınca fiyat makul gözüküyor.

Dalyan’daki Misina Balık hakkındaki yazımız için tıklayınız.

]]>
http://gezyeic.com/2011/05/mykonos-balik-caddebostan-istanbul.html/feed 0
Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara http://gezyeic.com/2011/05/anadolu-medeniyetleri-muzesi-kale-ankara.html http://gezyeic.com/2011/05/anadolu-medeniyetleri-muzesi-kale-ankara.html#respond Mon, 02 May 2011 09:50:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35642
Anadolu’muzun her köşesinin, her noktasının ayrı bir tarihi eser içerdiğini hepimiz biliriz. Ankara’da ise Anadolu’da yaşamış medeniyetleri göz önüne seren bir müze var; Anadolu Medeniyetleri Müzesi. Eski Ankara, yani kaleiçi semtinde.
Müzenin ilk kuruluşu 1921 yılına dayanır.  Ankara Kalesinin Akkale isimli burcunda kurulmuştur. Atatürk’ün isteği ile anadoludaki hitit eserleri toplanmaya başlanmış ve daha büyük bir müze alanı arayışı başlamıştır. Bunu için, metruk olan Mahmut Paşa Bedesteni ile Kurşunlu Han  1968 yılına kadar restore edilmiş ve yeni binasına kavuşmuştur.
   Şimdi Müze,  Osmanlı döneminden kalan Mahmut Paşa Bedesteni ile Kurşunlu Han’da hizmet veriyor.
 Bu müze 1997 yılında İsviçre’de 68 müze arasından Avrupa yılın müzesi ödülünü kazanmış. Müzesi’nin gün ışığını geçirecek biçimde tasarlanmış sarmal yapılı ahşap tavanı ilginç. Bu müzeyi gezdiğinizde Anadolu’nun, medeniyetlerin beşiği olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Tarihçi veya arkeolog değilim, o nedenle fazla birşey yazmam sözkonusu değil ama resimlerde bulacağınız dönemlerin bazılarının isimlerini ve dönemlerini vermek isterim.
Müzede, yontma taş devri olarak bilinen Paleolitik Çağdan günümüze kadar olan devire ait eserler mevcuttur.
Müzede antik eserler bulunan diğer çağlar şunlardır:
  • Paleolitik Çağ
  • Neolitik Çağ
  • Kalkolitik Çağ
  • Eski tunç Çağı
  • Asurlar 
  • Hititler 
  • Frig  Kralllığı
  • Urartu  Kralllığı
  • Lidya Kralllığı
  • M.Ö.1200 den günümüze Anadolu Uygarlıkları

Ankara Kale Çengelhan’daki Rahmi Koç Müzesi için tıklayınız.
Ankara Kaleiçi hakkında bilgi için tıklayınız.

Anadolu Medeniyetleri Müzesine Nasıl Gidileceğini aşağıdaki haritadan görebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/05/anadolu-medeniyetleri-muzesi-kale-ankara.html/feed 0
Rahmi Koç Müzesi, Çengelhan, Ankara http://gezyeic.com/2011/04/rahmi-koc-muzesi-cengelhan-ankara.html http://gezyeic.com/2011/04/rahmi-koc-muzesi-cengelhan-ankara.html#respond Sat, 30 Apr 2011 12:54:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35643
Ankara Kale girişinin karşısında restore edilmiş iki han var; biri Çukurhan diğeri Çengelhan. Herikisi de Koç topluluğu tarafından turizme kavuşturulmuş eşsiz yapılar.
Çengelhan, Rahmi Koç Müzesi olarak hizmet vermekte olup, Ankara’nın ilk ve tek sanayi müzesidir. Müze ulaşım, sanayi ve iletişim tarihine adanmış olmakla birlikte, koleksiyonda Ankara ve Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili objelere de yer verilmiştir. Ankara Kalesi’nin girişindeki ihtişamlı binada sergilenmekte olan koleksiyon, minyatür modellerden başka sandal ve arabalar gibi birebir ölçülerde objeleri de kapsamaktadır.
Müzesinin ortasındaki avlu cam ile kapatılmış ve Divan Brasserie/ Cafe olarak misafirlerini ağırlamaktadır. Müzeyi gezdikten sonra, Divan Brasserie’nin her daim taze çayından ve sıcak sıcak zeytinli ekmeğinden tatmanızı öneririz. Çengelhan ile bitişik olan Çukurhan ise, restore edilerek Divan Çukurhan adında 10 odalı bir butik otel olarak hizmet vermektedir.
Çukurhan, 16. yüzyılda geleneksel Anadolu kervansarayları mimarisinde inşa edilmiş olup, Ankara’nın ilk Osmanlı binalarındandır. Mimari olarak karşısında bulunan Ankara kalesinden ilham alınarak inşa edilen Divan Çukurhan’ın girişi ve dış cephesi taş ve ateş tuğlası, binanın geri kalan kısmı yarı ahşap, yarı kâgirdir. Çukurhan’ın geniş ve günümüzde cam ile kapatılmış avlusu, tipik kervansaray mimarisine uygun şekilde iki katlı tarihi duvarlarla çevrilmiştir.
Ankara kale, atpazarı ve çevresini ziyaret ettiğinizde Milattan Önce 8000 yıllarına kadar eserlerin sergilendiği Anadolu Medeniyetleri Müzesini de ziyaret etmenizi öneririz.

Rahmi Koç Müzesinin yerini aşağıdaki haritada görebilirsiniz.

]]>
http://gezyeic.com/2011/04/rahmi-koc-muzesi-cengelhan-ankara.html/feed 0
Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi, Çengelköy http://gezyeic.com/2011/04/tarihi-cinaralti-aile-cay-bahcesi-cengelkoy-istanbul.html http://gezyeic.com/2011/04/tarihi-cinaralti-aile-cay-bahcesi-cengelkoy-istanbul.html#respond Fri, 29 Apr 2011 11:19:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35644
İstanbul’da boğazın iki yanında hemen hemen her iskelede bir Çınaraltı çay bahçesi vardır. Bunlar ismini burada bulunan büyük çınar ağaçlarından alır. Çengelköy deki ise, biraz daha özel. Buradaki çınarın yaşı, ölçümlere göre tam 790 yıllık. Fotoğrafta bu tarihi ağacın ancak bir kolunu görebiliyorsunuz. Bir de cami var, Hamdullah Paşa Camii, o da 188 yıllık. Tarihi Çengelköy Çınaraltı Çay bahçesinin adı buradan geliyor. Burası tam bir çay bahçesi, yiyecekler de var ama kendiniz de dışarıdan getirebiliyorsunuz. Ben, hemen girişteki Çengelköy Börekçisini tavsiye ederim. Denize karşı, börek, ve çay iyi gidiyor. Manzarası muazzam.
]]>
http://gezyeic.com/2011/04/tarihi-cinaralti-aile-cay-bahcesi-cengelkoy-istanbul.html/feed 0
Hamamönü, Ankara http://gezyeic.com/2011/04/hamamonu-ankara.html http://gezyeic.com/2011/04/hamamonu-ankara.html#comments Fri, 08 Apr 2011 15:25:00 +0000 http://webozeltasarim.com/testsite/?p=35645