Kurban Bayramı’nda Kuşadası’ndan günübirlik Alaçatı’ya gittik. Alaçatı, son yılların trend tatil yörelerinden. Kaldırım taşlı dar sokakları, mavi beyaz boyanmış evleri,lokantaları ve cafeleri ile çok hoş bir tatil mekanı.
Lokantalar ve cafeler İstanbul’un Nişantaşı, Boğaz veya Bağdat Caddesi’ndeki benzerleri ile yarışır vaziyette. Fiyatlar ise daha düşük değil, daha pahalı bile denebilir. Burada öğle yemeğimizi ara sokakta bir evin avlusunda hizmet veren Kalamata’da yedik. Menüsü deniz ürünleri ağırlıklı ve şarapta bekletilmiş ızgara ahtapotu tavsiye edebiliriz.
Alaçatının cafeleri de çok güzel. Camiinin karşısında iki meşhur yer var, biri Köşe Kahve diğeri 15 Eylül Kıraathanesi. Biz 15 Eylül Kıraathanesini tercih ettik. 15 Eylül Kıraathanesi, ismi kıraathane olsa da o; çok hoş, iyi bir ambiyansı olan bir cafe. Bağdat Caddesi veya Nişantaşı cafeleri havasında. Yeri de Alaçatı’da cafelerin, restaurantların olduğu ana yolun tam ortasında, kavşakta. Yer bulmak için biraz ayakta bekleyebilirsiniz, her daim dolu. Menüsü çok kuvvetli, biz “framboazlimonata” içtik, çok güzeldi. Tavsiye ederiz. Fiyatları ise, İstanbul ‘daki benzerleri seviyesinde.
Alaçatı’da otellerin pek çoğu küçük otel veya butik tarzdadır, genelde taş mimari yapısındadırlar ; Bunlardan bazıları, Alaçatı Solto Otel, Alaçatı Marina Palace, Alesta Otel, Manastır Otel, Sardunaki Konak, Tashmahal Otel, Zeytin Konak Otel, Kalamata Otel, Alaçatı Taş Otel, Sedirli Ev ve Cadde 75 Otel.